umay

umay
@rumeaydmt
Gençliği yetiştiriniz. Onlara bilim ve kültürün olumlu fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Özgür fikirler uygulamaya geçtiği zaman, Türk milleti yükselecektir. Mustafa Kamâl Atatürk
Milliyet duygusu, başlı başına bir sosyal topluluğa kuvvet ve katılık veren ve hayat kabiliyetini genişleten bir keyfiyettir. Bunda cahil olan, bunda gafil olan insanlardan kurulu olan bir sosyal topluluk, bir ırk kopmaya mahkûmdur ve böyle bir toplumun içinde zaten lüzumu kadar iyilik ve kuvvet olamaz ve böyle bir toplum ve böyle bir millet devlet yapamaz.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Emin olasınız ki efendiler, bizi, milleti daima kandıranlar büyük tanıdığımız ve fakat çok küçük olan heriflerdir.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Alıntı
Fakat bizim çok korktuğumuz ve daima korkmakla hayatımızı kurtaracağımız bir şey vardır ki, herhangi bir şahsın, herhangi bir heyetin dahi istibdadı altında kalmaktır. Çünkü efendiler, şahıslar gibi meclisler de müstebit olur ve meclislerin istibdadı, şahısların istibdadından daha tehlikelidir, daha öldürücüdür. Binaenaleyh, uzun müddet iktidara sahip olmak üzere iktidarda kalacak olan mebuslar yavaş yavaş kendilerini seçen milletin arzusundan, emellerinden, duygu ve fikirlerinden uzak kalır, arada ayrılık olur. Bir gün bakarsınız ki millet başka türlü çalışıyor, milli emeller başkadır.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
Hiç şüphe yoktur ki milletimizin egemenliğini bir şahısta veyahut çok belirli şahısların elinde tutmaktan fayda bekleyen insanlar veyahut cahil, gafil insanlar vardır. Zira hükümdarlar kendilerini mutlak var olmayan bir kuvvetin temsilcisi tanırlar. Bundan, böyle tanımaktan zevk alırlar. Fakat bir adamın kendi kendini böyle tanıması hiçbir kudreti, hiçbir tesiri haiz değildir. Ancak etrafinda bulunan çıkarılar bu ifadeyi, bu arzuyu mırıldanırlar. Zevkle mırıldanırlar. Özellikle din kisvesine bürünerek ortaya atarlar. Atmışlardır daima! İşte bu geniş mırıldanmalara karşı istibdat altında bulunan, hüküm altında bulunan milletin kulakları hep bu mırıltılarla doludur. Oraya başka bir seda girmez, giremez. Neticede öyle bir hal olur ki herkes, sosyal hayatın her ferdi o taç sahibinin, o hükümdarın ve etrafindakilerin telaffuz ve ifade ettiklerini hakikatmiş gibi kabul eder. Din gereği sayar. Varlık gereği kabul eder. İşte bu anlayış devam ettikçe hakikaten başka bir şey yapmanın imkânı güç bulunabilir. Fakat bir defa o imkan olustuktan sonra bu imkan elde eden çoğunluğun  içinde memnun olmayanlar çoktur.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Alıntı
Halbuki bu taç ve tahtın tehlikeye maruz olması, hükmettiği insanların akıldan, ferasetten, ilimden, görmekten mahrum bulunmasıyla mümkündür. Yoksa kafasını ilimle, fenle bezemiş, insanlığın ne demek olduğunu anlamış olan fertlerden meydana gelmiş sosyal bir toplumun hiçbir vakitte böyle bir taç ve taht sahiplerine hizmetkarlık yapmasına imkân yoktur. İşte o zaman son Osmanlı padişahı ve halife yalnız çok mundar olan taç ve tahtını muhafaza edebilmek için en öldürücü düşmanlarla el ele vermiş ve onların yapamayacağı ve onların kuramayacağı kuvvetleri kurmuştu. Yani milletin doğrudan doğruya vicdanını harekete getirecek kuvvetleri düşmanlara vermişti. Hepiniz bilirsiniz ki bu güzel memleketi çiğneyen ve burasını çiğnedikten sonra doğuya doğru zehirli hançerlerini saplayan Yunan ordusunun elinde, bu memleketi yok etmek için ferman vardı, fetva vardı.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı