Gönül penceresinin, uyumadan ve ölmeden melekût âlemine açılmayacağı zannedilmemelidir. İşin hakikati bu değildir; belki, uyanıklık halinde bile bir kimse, nefsini riyazete(az yemek,içmek) alıştırır; kalbini gazap, şehvet ve kötü huylardan temizler; ıssız bir yerde oturur; gözlerini yumar, duyularını çalıştırmaz; kalbi ile melekût âlemi arasında münasebet kurar; daima Allah'ı anıp sadece diliyle değil, kalbinin içinden Allah, Allah der ve bu hâl, Allah'tan başka her şeyden ve hatta kendinden bile habersiz olacak mertebeye varırsa, Gönül penceresi açılır ve başkalarının uyku halinde gördüklerini o, uyanıklık halinde görür. Yerdeki ve gökteki melekût açılmaya başlar.
Kendisine bu yol açılan kimse, her türlü tarif ve ifadeye sığmayan büyük haller görür.