Hiçbir şeyin önemi yoktu. İstediği kadar rüzgar essin, fırtınalar kopsun, yıldırımlar düşsün. Boşunaydı. Insanın hayatında bir an gelirdi ki, değer bildiği ya da öyle diye bellediği bütün ölçüler yitip giderdi. İnsanoğlu bir başına kalakalırdı. Alışılmış düzenden, inançlardan, bağlardan kopmuş, uzaklaşmış... Hayatını yeniden kurar, yeniden bir kişilik edinmeye başlardı.