Hayatta hiçbir şey, uğrunda ölmek için istenmez. Herşey yaşamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim, kendi yaşamamız için… Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun! Yaşamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hakim olarak, kuvvetli, belki de biraz zalim olarak yaşamak…
Bazen geçmişte yaşadığımız şeyler konusunda derin pişmanlıklar hissederiz. Keşke yapmasaydım dediğimiz şeyler hepimizin başına gelir. Ama bazı insanların pişmanlıkları o kadar yoğun olur ki zamanının büyük bir kısmını pişman olduğu o seçimi düşünerek geçirir. Böyle bir durumda onun karşısına birisi çıksa ve “pişman olduğun o hatayı geçmişinden sileceğim”dese eminim hiç düşünmeden kabul ederdi. Ama pişmanlık dolu keşkelerimiz geçmişimizden silinirse bunun bedeli ne olacaktır. Şuan olduğun insanı ve deneyimli yanını kaybedeceksin. Bu bedeli ödemeye hazır mısın? Bazen kazanacağımız şeylere o kadar çok odaklanırız ki kaybedeceğimiz şeyleri küçümseriz. Ama geçmişteki hatalardan ders çıkarmış birisinin deneyimlerini silersek, yine aynı hataları yapma eğiliminde olacaktır. Yani aslında yaşanan yaşanmıştır ve insan yoluna öğrendikleriyle devam etmelidir .