Beni bazı şeyler hakkında yargıya varmaya meyilli hale getiren varsayımlar, ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, onların yalnızca birer varsayım oldukları ve kesin deliller teşkil etmediklerine dair sahip olduğum tek bilgi, tersi bir yargıya varabilmem için yeterlidir.
Kuşkusuz Tanrı beni hiç yanılmayacağım şekilde yaratabilirdi. Öte yandan şurası da kesindir ki o her zaman en iyi olanı ister. Öyleyse benim için yanılgıya düşmek, düşmemekten daha mı kazançlı?
“..Böylece az evvel bahsettiğim mükemmelliği kendime bahşetseydim, doğumumun ve varlığımın yaratıcısı ben olsaydım en azından elde edilmesi daha kolay şeylerden, yani yaratılışımın mahrum kaldığı bilgilerin çoğundan ve Tanrı’dan edindiğim fikirde yer alan şeylerin hiçbirinden kendimi mahrum bırakmazdım.”
... Es freue sich,
Wer da atmet im rosigten Licht.
["Gül rengi gökyüzünün aydınlığında nefes alan,
Memnun olmalı hayatından!"
Schiller, "Der Taucher".]