Zaman daralıyor. İyi şeyleri yapmak için acele etmeli. Kendi ömrümüzü ve sevdiklerimizin ömrünü güzelleştirmek için yarışmalı. Bir fidan dikmeli. Kuruyan bir ağaca su vermeli. Ânın evlatları olmalı. İnsanlara tebessüm etmeli. Güzellik ve iyiliği dile getirmeli, olmuyorsa susmalı. Ölüme, o "küçük kıyamet"e hazırlanmalı.
Kitabın ismine bakıldığında daha çok Nureddin Yıldız/İnternet Fıkhı tarzı bir kitap bekliyordum fakat beklediğim gibi çıkmadı. Etkileyiciydi evet ama ismiyle çok da bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Daha çok dijital çağda mahremiyet algısından bahseden bir kitap. Yazılırken pek çok araştırma ve makaleden faydalanıldığı anlaşılıyor. Okunabilir fakat ismiyle paralel bir kitap arıyorsanız Abdülaziz Kıranşal/Gençler İçin Sosyal Medya İlmihali veya yukarda yazdığım kitaba bakabilirsiniz.
Bir anne, bazen de kendi fotoğrafını Facebook profiline koymayacak kadar muhafazakâr/dindar bir anne, mahremiyeti nasıl tanımlıyor olmalı ki, çocuğunun fotoğrafını yayınlarken aynı ilkeler geçerli olmuyor? Ona göre sadece yaş ve cinsiyet midir mahremiyetle teşhir arasındaki farkı oluşturan? İslami açıdan bakıldığında mahremiyet sadece cinsiyete indirgenebilir mi? Anne babanın çocukları üzerindeki hakları, onları birer izlenceye dönüştürme hakkını da kapsar mı?