Cihadın bir alanı, İslâm düşmanlarıyla savaşmayı, diğer alanı ise nefsin basit istekleriyle mücadele etmeyi kapsar. Birinde, İslâm toplumu düşman toplumlar karşısında muzaffer kılmak, diğerinde bireyi, iç düşmanları karşısında yenilgiden kurtarmak söz konusudur.
Ayet ve hadislerle takvaya, alçakgönüllülüğe, iyiliklere koşmaya, kötülüklerden korunmaya çalışan Müslüman, aynı ölçüde Allah yolunda savaşmaya, İslâm topraklarının sınırlarını korumaya, nöbet tutmaya ve savaşta sebat etmeye ve gerilememeye davet edilir. Bunun adı ise cihaddır.
Kalple ilgili bir sırrımız var, olmalı. Bakılamadığı için karartılan, yumuşatılıp ılıklaştırılan, romantikleştirilen veya beşerîleştirilen yalazlara kanmayan, onlara başını çevirip bakmayan bir yol takipçisi bulunmalı. Aksi takdirde ebediyen yitmiş olacak. O damar, o öz, şurada bir yerlerde ve gözüm, bana şahdamarımdan yakın bir hissin yolcusunda.
Müslümanın bir tek saniye boş zaman geçirmeye hakkı bulunmadığı bir zamanda kendinize nasıl bir değer biçiyor, maddi ve manevi gücünüzle nasıl bir hedefe bakıyorsunuz? Yani kısacası diploma değil, diplomalar almakta acze düşmeye şu bu dersten takıntılı olmaya, minicik hedeflerin önünde bocalayıp durmaya utanmıyor musunuz?