“Neye dönüşürsen dönüş kendinden nasıl birini çıkarırsan çıkar bil ki hep sen oydun. O senin içinde daima vardı.”
Benim için kitabı özetleyen cümle bu oldu. Hayatta başarı olarak atfettiğimiz iyi bir kariyer iyi bir okul iyi bir evlilik iyi bir sosyal çevre bunların hepsi senin üzerinde taşıdığın bir etiket ise kendi değerini belirleyecek o mutluluğa ulaşmanı asla sağlamıyor. Ne zaman sen o etiketi sadece senin diğer BÜTÜNLEYİCİ parçalarından herhangi biri olarak kabul edersen yani o etiketle varlığını anlamlandırmazsan işte o zaman gerçek sana ulaşıyorsun. Bir çok yokluk ve zorluk içerisinde büyüyen karakter en sonunda adını bile duymadığı Cambridge gibi çok iyi bir üniversiteye kabul aldığında okuyucu olarak sen de şey diyorsun evet bu defa hayat ona gülüyor ve başarı ve mutluluğu yakalayacak. TERA, fiziksel olarak izbe , düşüncesel olarak çok dar olan doğduğu o aileden ve kasabadan çıktığında kurtulmuş sayıyorsun ya ama O, o kasabadan çıkmadığında da aynı kişiydi o zeka o farklılık ve güç onda o zaman da vardı etiketler onu daha değerli hale getirmedi etiketler bizi de daha değerli hale getirmiyor ve getirmeyecek ve ne zaman karakter kendisi gibi olmaya izin verdiginde işte o zaman yakaladı gerçek anlamını.
Ailesiyle yaşadığı sorunlar üzerine düşünürken bir yerde şöyle bir cümle kuruyor kusurun bende olduğuna inanmak rahatlatıcı çünkü gücün elimde olduğunu gösteriyor. Karakter savaşlar verdi, ama bu savaşları hep içindeki o değersizlik duygusuna karşıydı. Sen mükemmel birisin diye nitelendirdiğim TERA, sorunu yine kendinde arıyordu abisinin kendisine uyguladığı şiddette bile sorumlu kendisiydi. Kitabın sonu TERA’nın kendine tamamım dediği bir noktada bitmedi, evet biliyor hayat bir yolculuktu varacağı bir nokta yoktu ama sonuna kadar açılan kapıları ve