Göknur Gökçe

Göknur Gökçe
@runkog
Bir gün küçük ergen bir kıza babası Suç ve Ceza kitabını aldı ve ondan sonra olanlar oldu.
İstanbul
30 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·126 syf.·
2025 15. kitabı
⸻ Werther sadece sevdi. Büyük planlar yapmadı, kimsenin hayatını altüst etmeye çalışmadı. Kendi kalbiyle baş başaydı. Ama yetmedi. Werther sevilmedi. Ve bu basit, sessiz gerçek bir kıyamete dönüştü. Yazdığı mektuplar, tuttuğu duygular bir kitap oldu. O kitapla insanlar ağladı. Bazıları aynaya bakar gibi okudu, bazıları da o aynanın içine düşüp çıkamadı. Çünkü Werther sadece bir karakter değildi senin sustuğun, söyleyemediğin, yuttuğun her cümleydi. İçine attığın her “ben buradayım ama görünmüyorum” hissiydi. Mavi ceketiyle, sarı pantolonuyla bir dönemi etkiledi ve aşkı moda yaptı, modayı melankoliye çevirdi. O kadar ki, insanlar onun gibi giyinip onun gibi gitmeyi seçti. Bu yüzden “Werther Etkisi” diye bir şey çıktı. Aşk kitapta kalmadı insanın üstüne yapıştı. Bugün hâlâ biri sana “bir şeyin yok gibi duruyor” dediğinde, ama sen içinde fırtınalar yaşarken sadece gülümsediğinde… işte orada bir Werther daha doğuyor. Ve sonuç yine aynı ; Bazıları sadece sever. Ve bu dünya, o kadarını bile fazla bulur bazen. Ve sen de çekip gitmeyi çözüm olarak bulursun.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Reklam
8/10
·363 syf.·
2025 4. kitabı
“Neye dönüşürsen dönüş kendinden nasıl birini çıkarırsan çıkar bil ki hep sen oydun. O senin içinde daima vardı.” Benim için kitabı özetleyen cümle bu oldu. Hayatta başarı olarak atfettiğimiz iyi bir kariyer iyi bir okul iyi bir evlilik iyi bir sosyal çevre bunların hepsi senin üzerinde taşıdığın bir etiket ise kendi değerini belirleyecek o mutluluğa ulaşmanı asla sağlamıyor. Ne zaman sen o etiketi sadece senin diğer BÜTÜNLEYİCİ parçalarından herhangi biri olarak kabul edersen yani o etiketle varlığını anlamlandırmazsan işte o zaman gerçek sana ulaşıyorsun. Bir çok yokluk ve zorluk içerisinde büyüyen karakter en sonunda adını bile duymadığı Cambridge gibi çok iyi bir üniversiteye kabul aldığında okuyucu olarak sen de şey diyorsun evet bu defa hayat ona gülüyor ve başarı ve mutluluğu yakalayacak. TERA, fiziksel olarak izbe , düşüncesel olarak çok dar olan doğduğu o aileden ve kasabadan çıktığında kurtulmuş sayıyorsun ya ama O, o kasabadan çıkmadığında da aynı kişiydi o zeka o farklılık ve güç onda o zaman da vardı etiketler onu daha değerli hale getirmedi etiketler bizi de daha değerli hale getirmiyor ve getirmeyecek ve ne zaman karakter kendisi gibi olmaya izin verdiginde işte o zaman yakaladı gerçek anlamını. Ailesiyle yaşadığı sorunlar üzerine düşünürken bir yerde şöyle bir cümle kuruyor kusurun bende olduğuna inanmak rahatlatıcı çünkü gücün elimde olduğunu gösteriyor. Karakter savaşlar verdi, ama bu savaşları hep içindeki o değersizlik duygusuna karşıydı. Sen mükemmel birisin diye nitelendirdiğim TERA, sorunu yine kendinde arıyordu abisinin kendisine uyguladığı şiddette bile sorumlu kendisiydi. Kitabın sonu TERA’nın kendine tamamım dediği bir noktada bitmedi, evet biliyor hayat bir yolculuktu varacağı bir nokta yoktu ama sonuna kadar açılan kapıları ve
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,770 okunma
Puan vermedi·222 syf.·
2025 3. kitabı
Artur Schopenhauer’ı felsefeci kimliği üzerinden değerlendirerek Aforizmalar kitabını yorumlamamız gereklidir. Tanrısız bir varlık felsefesi anlayışı olan filozof Tanrının ve amacın olmadığı sistemlerde hayatı nasıl anlamlı sürdürebiliriz arayışı içerisindedir. Yani her şeyin kendisi için olduğu bir süreçte anlam bulmaya çalışıyor. Neyin arzusu içersinde olduğunuza göre insanları gruplandırıyor. Zihinsel hazların en yüce, duyusal hazların ise geçici olduğu üzerinden bir anlamlandırma yapmaya çalışıyor. Haz aldığınız şey soyuta ne kadar yakın olursa o kadar yüceleşir derken özgürleşmenin aracının insanın gerçek istencinin ne olduğunu bulmasıyla sağlayacağını söylüyor. Schopenhauer oldukça karamsar bir filozof ve insan doğasına dair görüşleri genellikle bireyin yalnız olması gerektiği, sosyal ilişkilerin çoğunun yüzeysel olduğu üzerine kurulu. Filozofların düşüncelerini okurken kendi hayatınla nasıl kesiştiğini sorgulamak güzel ama mutlak bir doğru gibi almak bazen yanıltıcı olabilir. Bu yüzden düşünce gücü yüksek eserler okurken bu görüşleri kesin doğrular gibi almak insanın güçlü ve zayıf yönlerini yorumlarken hatalar yapmasına neden olabilir. Bu eseri kimler okumalı dersek farklı düşünceler görmek ve perspektifini genişletmek için doğru okuma kaynağı olarak değerlendirilebilecek bir eser olarak yorumlayan kişisel bakış açısına ve dünyayı algılama şekline etki eder nitelikte üzerinde tahakküm kurmasına izini vermeyecek duygusal bağımsızlığa sahip kişiler okuyabilir. :’/
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
8/10
·523 syf.·
2025 1. kitabı
Yazarın inanılmaz güçlü kaleminden çıkan mükemmel psikolojik tahliller. Kitaptaki karakterlerin zihninde yaşadım bir süre. Kendi dünyamdan ayrılıp onların dünyasına geçebilmem yazarın içsel sancıları yalın anlatmasından kaynaklıydı. Ancak üzerine yazarak ve sakince düşünerek vakit ayırmanı gerektirecek kadar da edebi bir dil kullanmasını hayranlıkla izledim. İnsanın kendi üzerine düşündüğü dönemlerde bu kitapla denk gelmesi bir hediye gibi. Benim için öyle oldu. İnsan doğası varoluşsal sancılarından muzdarip. Sancılar biçim değiştirir ama ortak olan insanın kendisiyle mücadelesi. İnsan ne kadar başka olduğunu düşünürken nihayet herkesten biri olduğunu görüyor ya da herkes sandıklarının içinde kendisini katbekat aşanların olduğunu farkediyor olması hayata dair en keyifli keşif. Kitaptaki karakterlerde bunlara şahit olmak çok güzeldi. Üzerine uzun süre düşünülebilecek karakterler yaratabilmek ve bunu yaparken aynı zamanda kimsenin yola çıkmadığı bir yerde olabilmek. Şule Gürbüz’ü övme incelemesi olacak belli. Kitabın bir yerinde şöyle bir cümle geçiyor. Ne ile özdeşleşmek ne ile ödeşmek istiyorsun? Aslında hayatımız da bu cümledeki iki sorunun cevabını ararken geçmiyor mu ? Tüm yaşam; bunlara cevap bulmakta. Belki de bir cevabının olmadığını kabule geçmekte. Kitabın çok başka bir yerinde aslında cevap çok basit bir cümleyle gizlenmiş. Acaba sadece bulan değil de bulamayanın da yola çıkışından bir şey çıkmaz mı ? Yokluğu seyrede seyrede bir varlığı seziş olmaz mı ? Bu kitabı kimler mi okusun. Hayatta meylettikleri üzerine düşünme döneminde olanlar, kendinden haberdar olmak için çabalayanlar eğer bir de başka karakterin duygularını yüklenmek zor olmayacak derlerse kesinlikle okusunlar. Bu kurgusal karakterler bana çok ilham verdi ve de iyi geldiler. Zihnimde Aziz ,
Kıyamet Emeklisi - 2. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 2022497 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2024 8. kitabı
18.yy 'da aşkın kaynağı üzerine yazılmış olan bu kitap konusu itibariyle yazarın kendisinden önce hiçbir filozof tarafından kapsamlı olarak üzerine düşünülmemiş olması sebebiyle, aşk üzerine kafa yoran ilk kişi olması çıkış noktası üzerinden değerlendirilmesi gereken bir eser. Aşkı insanın iradesi dışında salt cinsel dürtülerden ibaret gören yazara göre doğa amaçlarına ulaşmak için cinsel dürtüleri nesnel ve yüce bir görünüm olan aşk duygusuna hapseder. Yani her aşık olma halinde yegane amaç türün yaşama istenci olan kalitede bireyler oluşturabilmektir. Peki bu seçim neye göre yapılırın cevabını yazar iki şekilde verir ; Her insanın öncelikle en güzel yani türün karakterinin en saf haliyle ifade bulduğu bireyi tercih edeceği ve onu arzulayacağı sonrasında ise kendisinde eksik olanı öteki bireyde arayacağı hatta kendinde karşıt olan kusurları bile onda güzel bulacağını söyler. Aşkın tamamen bu içgüdüsel yaklaşım üzerinden açıklanması insan iradesini yok sayan bir yaklaşım olarak düşünüldüğünden bireyin iradesini görmezden gelmektedir. Ancak yazar, içgüdünün yalnızca hayvanlara özellikle en gelişmemiş ve düşük zekalılara verildiğini insanoğluna ise neredeyse sırf bu sözünü ettiğimiz hususta verildiğini söylemiştir. Yazar ayrıca kadın ve erkekte aşkın vuku bulunuş biçimlerini de açıklamıştır. Erkeğin tabiatı gereği aşkta istikrarsızlığa yatkın olduğunu, kadının ise istikrarlı davrandığını söyler. Erkeğin aşkı tatmine ulaştığı andan itibaren belirgin biçimde azalırken karşısına çıkan hemen hemen her kadını ondan daha çekici bulur, değişikliğe özlem duyar buna karşılık kadının aşkı o andan itibaren artmaya başlar. Bunu da yine doğası gereği erkeğin rahatlıkla yılda yüzün üzerinde çocuk meydana getirebilecek iken kadının yüzden fazla erkek ile ilişki kursa dahi yılda
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Sel Yayıncılık · 202416,8bin okunma
Reklam