Rusafa
Bu duvarların ardında tevhid tutsak, zulüm serbest! #RusafaCezaevi
1000Kitap
Mübarek Ramazan Bayramınız Kutlu olsun.🍬🍫 Rabbim, bu bayramı ümmet-i Muhammed için hayırlara, vahdete ve felaha vesile kılsın. Sevinç ve huzurun her haneye erişmesini, mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını niyaz ederim. Özellikle Hol ve Rusafa kamplarında, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Myanmar’da, Irak’ta, Türkiye'de, Suriye’de ve dünyanın dört bir yanında zulüm altında bulunan mustazaf kardeşlerimize Rabbim nusretini indirsin, esaretlerini kaldırsın, sabır ve zafer ihsan eylesin. Bütün mustazaf müminlere ferahlık, adalet ve selamet kapıları açılsın. İslâm birliğinin, hilafetin ve vahdetin yeniden tesisini, ümmetin tekrar izzet ve kudrete kavuşmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Allah, bizleri bu kutlu yolda mücadele edenlerden eylesin. Rabb'im kalplerimizi dini üzere sabit kılsın. Eid Mubarak.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Allah’a Hamd olsun..
Allah bizden ve sizden kabûl etsin. Bize dünyada ve ahirette afiyet versin. Bizi cehennem azabından korusun. İslâmın hâkim olduğu yıllara eriştirsin. Dünyada zülüm altında olan bütün mazlumların yardımcısı olsun.Hol,rusafa ve dünyanın her tarafında esir edilen kardeşlerimizin esaret bağlarını çözsün.Müstekbirleri ve işbirlikçileri yerin dibine batırsın. Ramazan bayramınız mübarek olsun.
İnsanlığa sığar mı?
Dünya yanıyor. Gazze’de bir annenin feryadı yükseliyor göğe; Doğu Türkistan’da bir çocuğun ağlaması yankılanıyor duvarlarda; Rusafa'da bacılar cezaevinde işkence altında, Arakan’da bir köy daha yakılıyor, insanlar diri diri küle dönüyor. Suriye’nin enkazlarında bir baba, ailesini bulamadan yere yığılıyor. Ve tüm bunlar olurken, biz eğleniyoruz. Havai fişekler patlıyor, şarkılar söyleniyor, kahkahalar masaları dolduruyor. Ben bu görüntüye bakınca kendime şunu soruyorum: Bu nasıl insanlık? Acı bu kadar derin ve bu kadar yakınken, mutluluk nasıl bu kadar uzaklara kurulabiliyor? Bu bir din meselesi değil. Bu bir coğrafya meselesi de değil. Bu bir insanlık meselesi. İnsan dediğimiz varlık, başkasının acısına sırtını dönmeden yaşayabilir mi? Acıyı hissetmek, başkasının derdiyle dertlenmek insanın ruhunda yoksa geriye ne kalır? Dünyanın her yerinde zulüm var. Zulüm, sadece mazlumun değil, o zulme kayıtsız kalan herkesin boynuna bir vebaldir. Bizim sessizliğimiz, bizden çok uzakta gibi görünen bu acıları daha da derinleştiriyor. Çünkü acıya sırt döndüğümüzde insanlığımızdan bir parça eksiliyor. Bugün yılbaşı kutlamaları adı altında yapılan şey, sadece bir eğlence değil. Aynı zamanda insanlık onuruna bir meydan okuma. Kadınların tecavüze uğradığı, çocukların bombalar altında şehit olduğu, milyonların evsiz kaldığı bir dünyada, bir şey olmamış gibi gülümsemek, dans etmek, ışıkların altında kahkahalar atmak insana sığar mı? İnsanın en temel özelliklerinden biri, paylaşmaktır. Acıyı paylaşmak, sevinci paylaşmak... Ama paylaşmak için önce hissetmek gerekir. Ve bugün eğer hissetmiyorsak, insanlığımızı kaybetmişiz demektir. Diyorum ki, bu gece durup düşünelim. Bir anlığına sofraları, süsleri, hediyeleri bırakıp şunu soralım kendimize: İnsanlar ölürken biz nasıl
#rusafa
Allah esaret altındaki kardeşlerimize yardım etsin onları esaretten kurtarsin sabırlar versin💔💔
Gerçekten zor günler yaşadığını, zorluklar çektiğini ve imtihanın'ın ağır olduğunu mu düşünüyorsun? O zaman soracağım soruları kendine sor ve iyice düşün... Gazze'de açlıktan ölen masum bebekler'den, Rusafa'da yürekleri darmadağın anneler'den, Hol ve Roj'de envai çeşit zulme uğrayan esirler'den, Evladının ve ailesinin hasretini çekenler'den, 8 yıldır annesiz bayram geçiren öksüzler'den, Babasını hiç tanımamış yetimler'den, Doğu Türkistan'da işkence gören minik bedenler'den, Ebu Gureyb'de bir günde 9 farklı domuz tarafından tecavüze uğrayan bacımız'dan Daha ağır bir imtihana mı tâbi tutuldun? Dünyanın dört bir tarafında empati kurmak istesek onu bile kaldıramayacağımız, buna bile dayanamayacağımız hayatı yaşayan insanlar varken biz hala derdimizin, sıkıntımızın olduğunu mu söylüyoruz?! Ömer (r.a) diyor ki: Allah beni imtihan ettiğinde, başıma bir musibet geldiğinde 3 kere Allah'a hamd ederim. 1. Gelen musibet akidemde gelmemiştir o yüzden Allah'a hamd ederim. 2. Daha büyüğü gelmediği için, musibetin daha ağırı gelmediği için Allah'a hamd ederim. 3. Allah bana bu imtihanın karşılığında mutlaka ecir verecektir bunu bildiğim için Allah'a hamd ederim. Daima Allah'a hamd et!