‘Peki, insan niçin ölümsüz değil? ' diye düşünürdü.‘ Madem ki, tümünün kara toprağa karışmasına karar verilmiş ve eninde sonunda yer kabuğu ile birlikte soğuyarak, milyonlarca yıl anlamsızca ve amaçsızca güneşin etrafında dönüp duracaklar, o halde, bu beyin merkezlerine, beyin kıvrımlarına ne gerek var; bu görme konuşma, duyma yetileri, bu deha neye yarayacak?
Düşünen bir kimse, olgunluğa eriştiğinde ve gelişmiş bir bilince sahip olduğunda ister istemez kendisini çıkışı olmayan bir tuzak içinde hissedecektir. Gerçekten, o, kendi iradesine rağmen bilmem hangi rastlantılarla hiçlikten hayata çagrılıyor... Neden? Kendi varoluşunun anlamını ve amacını ögrenmek istemektedir: Ona ya hiçbir şey söylemiyorlar ya da ipe sapa gelmez şeyler söylüyorlar. O kapıyı çalıyor: Açmıyorlar. Sonra, ona ölüm çıkageliyor: Yine iradesine rağmen.