Belirsizliğin ve çeşit çeşit korkunun ortasında, kayıp tehdidi, değişim tehdidi ve acının insanın hiçbir avuntu sunamayacağı şekilde içte ve dışta fışkırmasının tehdidi altında, okurlar bilir ki bizim karanlık ve adsız ormandan geçişimizde hiç değilse orada burada bize bir çatı altı ve aş sağlayacak, kâğıt kadar gerçek ve mürekkep kadar destekleyici birkaç güvenli yer vardır.
Bu dünyaya her şeyde anlatı bulmaya niyetli olarak geliriz: Manzarada, yeryüzü şekillerinde, göklerde, başkalarının yüzlerinde ve elbette türümüzün yarattığı kelimeler ve imgelerde.
Çok yakında küle ya da iskelete dönüşeceksin, bir ihtimal ismin kalacak geriye, belki o bile kalmayacak. İsim dediğin sadece ses ve yankıdır. Hayatta onca onurlandırdığımız her şey boş, çürümüş ve önemsizdir.