Geç kalınmış bir yolculuk, mevsim artık güz sonu, her yanı sis kaplamış; yaşlılığın kırağıları, buzlarıyla kaplı gideceğim yol; yarın bir gün açılacak mezarımın üzerinde rüzgar uğulduyor… Olsun! Yine de yola düşmeliyim, önümde açılan yeni yola!
Tertemiz bir aşkla dolu
Ve hep o tatlı düşe bağlı…
Böylesine küçük, önemsiz bir şey yüzünden kopartılıp atılabilir mi her şey? Onca yıllık birlikteliğimiz süresince hiç mi ayakta kalabilecek sağlam bir şey oluşturamadık aramızda?