Kalbini doldurup taşıran nefret, kıskançlık ve küçük görme gibi duyguların arasında dizginleyemediği, karşı koyamadığı bir sevgi de besliyordu yüreğinin derinlerinde Stepan’a karşı.
Orada uzun süre kımıldamadan oturarak birkaç solgun, buruşuk yaprağı sürükleyip götüren derenin sessizce akışını seyretti. Bu akışla hayat arasındaki değişmez, yalın benzerlik bütün canlılığıyla gözlerinin önünde belirdi.