Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
3 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
545
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754588002
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aleksandr Puşkin (1799-1837); Topu topu 38 yıl süren ömrü komploya çok benzeyen bir düelloyla son bulduğunda Puşkin, şiiri kadar roman ve öyküleriyle de (Gogol’la birlikte) 19. yüzyılın öncü Rus klasikleri arasına girmeye hak kazanmıştı.
Nitekim, elinizdeki kitapta Yüzbaşı’nın Kızı’ndan Byelkin Öyküleri ve Erzurum Yolculuğu’na bu önemli anlatıcının tüm öykü ve romanları zamandizinsel sıralamayla birarada okura sunulmaktadır.

Ataol Behramoğlu (1942): Şiirimizin son 40 yılındaki en önemli toplumsalcı ozanlardan biri olmanın yanı sıra, Puşkin’den Çehov’a, Lermontov ve Turgenyev’den Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi’ne çeviri edebiyatımızın da en yetkin adlarından biridir.
128 syf.
·7 günde·8/10
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin birçok kişi tarafından en büyük Rus şairi ve Rus edebiyatının kurucusu kabul edilir.

Henüz sekiz yaşındayken Fransızcası Rusçası kadar iyidir. On bir yaşına geldiğinde ise özgürlükçü ve alaycı yazarlarına hayran olduğu Fransız Edebiyatı’nı neredeyse ezberlemiştir ve Fransız şiirler ve komediler yazmaya başlamıştır.


Natalyaya evlilik teklif eder hemen cevap alamaz ve Moskova’dan uzaklaşmak ister. Bu nedenle de, 1829’da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katılır ve Osmanlı topraklarına gelir. Sonradan yazdığı “Erzurum Yolculuğu” adlı eserinde yol izlenimlerini anlatan Puşkin’in, daha başka birçok eserinde de Erzurum’dan aldığı esinler yer bulur.

Eşi N atalyaya kur yaptığını farkettiği fransizi düelloya çağırır ve vurularak ölür.

Hepiniz Gogol'ün paltosundan çıkmış olabilirsiniz beyler fakat Puşkin'in o paltoları diktiği dükkan olmasaydı kusura bakmayın ama hiçbir yerden çıkamazdınız!

Keyifli okumalar diler, yazar hakkında detaylı bilgi almak için bloguma beklerim. https://1yazar1kitap.blogspot.com/...-ve-yuzbasnn-kz.html
222 syf.
·1 günde·10/10
İlk defa Puşkinden okuma mutluluğuna erdim...
Kitabın ne zaman bittiğinden haberim olmadı..o kadaaaaarr akıcı bir dili var ki...sayfa sayısı da zaten az.
Sayfalar arasında sürekli anlamlı atasözleri kullanmış ... "Kıyafetini yeniyken, şerefini gençken koru" vs.

Tolstoydan, Dostoyevskiden daha felsefi değil dili ama ben çok mu çok sevdim..mesela Tolstoy bir konu üzerinde iki insanın diyalogundan çok kullanır hatta 6 sayfa bakmışsın geçmiş hala konu üzerinde tartışılıyor ki buna Tolstoy'un "Anna Karenina"sını misal çekebilirim..tam 1200 sayfalık bir kitap...ama Puşkin konuşmaları fazla uzatmayı sevmemiş ki bu da benim çok hoşuma gitti. Başka kitaplarını da okuyacağıma şüphem yok .
İyi okumalar..
213 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı. Hiç sıkmadı, aktı gitti.
Konu olarak; Nüfuzlu, zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr Andreyiç'in memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini, burada yüzbasının kızı olan Marya Ivonovna'ya duyduğu aşkını ve o dönemlerde meydana gelen Pugaçov Ayaklanmasını anlatıyor.
Romantizm, aşk gibi konular bayagı geri planda kalmış olmakla beraber yazarın bunu 17 yaşındaki çocugun hislerine uygun bir şekilde işlemiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Pyotr'u cok sevdim. Fazla iyi kalpli, cesur ve mert bir delikanlıydı.
562 syf.
·5 günde·7/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır.

"Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru."

Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı.

Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir.

Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz.

Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde.

Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.
160 syf.
Beklentiler üzer ve hayal kırıklığı yaratır..
Puşkini eleştirecek veya okumasanizda olur gibi ifadeler asla kullanmam zaten haddime de değil. Yalnız Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük yazarların etkilendiğini bilmek ve bu yazarların en temel taşının Puşkin olması ister istemez insanda büyük bir beklentiye girmesine neden olmaktadir bu da aynen bende olduğu gibi. Keyif alınacak bi hikâyeyi içerik olarak aşkın en saf hâlini dönemin siyasi rejimini ve rus halkının düştüğü durumu en ince ayrıntısına kadar işlendiğini bu kitapta aşırı beklentiye girmem sonucunda konuyu kaçırarak bitirmeme neden oldu. Sizlerinde aynı hataya düşmemenizi temenni eder keyifli okumalar dilerim.
192 syf.
·9 günde·9/10
Kitap hakkında gerçekten tartışılacak ve yazılacak çok şey var. Öncelikle yazarın diline değinmek istiyorum, oldukça açık ve sade bir dili vardı bu nedenle uzun bir aradan sonra ilk defa, bu kelime ne anlama geliyor diye, sözlük kullanma gerekliliği duymadım. Puşkin, Dostoyevski tarafından eserlerinde (Puşkin tavsiyesini, en son Ev Sahibesi’nde gördüm) bilhassa okumamızı istediği bir yazardır ve Dostoyevski bir tavsiyede bulunuyorsa mutlaka o yazar, o deneme, o biyografi, o makale, o roman okunmalıdır diye düşünüyorum.
Kitap, tarihteki Pugaçov isyanını, on yedi yaşındaki genç bir subayın gözünden ele almaktadır ve bunu yaparken de o döneme ait tarihi bilgilendirmelerde bulunur.
Puşkin, atmosfer oluşturma anlamında da gayet başarılı bir iş çıkarmış. Yarattığı psikolojik ortam, yer betimlemeleri ve karakterler, sizi hikâyenin ortasına bırakıyor ve her bir karaktere karşı tutumunuz değişiyor ve sürekli olarak karakterler ile alakalı hislerinizle, yargıda bulunma gereksinimi hissediyorsunuz. Ayrıca Puşkin, kitabı otuzlu yaşlarında yazmasına rağmen ana karakterin on yedi yaşında olduğuna dair şüpheye düşmüyorsunuz. Öyle ki, karakterin fevri hareketleri, düşünmeden giriştiği davranışları ve Marya’ya olan aşkı tamda o yaşa ait psikoloji ile yansıtılmış. İşin ilginç tarafı ise olaylar rastlantısal olarak ilerliyor, birde bu rastlantısal olaylara karakterlerin olumlu-olumsuz davranışları müdahil olunca hikâye garip bir hal alıyor. Daha fazla detay vermeden, Dostoyevski’nun tavsiyesine uyup bu hoş kitabı okumalısınız diye düşünüyorum.
126 syf.
·2 günde·9/10
Gece yarısı bu kitabı layıkıyla ham yaptım. Akabinde kolları sıvayıp araştırmaya koyuldum çünkü kitap benim nazarımda böyle okunur. Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane hesabı okuduğum bu kitap içerisinde türlü meseleler mevcut. Tarih, Romantizm,Coğrafya,Sosyalizm,Feodalizm ve daha bir sürü şey. Mesela tarihi olarak meşhur Pugaçev isyanı meselesine değinmek istiyorum. Yemelyan Pugaçev adlı bir Don Kazağı bu arada Kazak demek sadece Orta Asya'da yaşayan Türk kolu anlamına gelmez Slav Kazakları vardır. Ukrayna civarında bunlardan zibille var bu Slav Kazakları kendi içerisinde türlü kollara ayrılmışlardır Zaparojya Kazakları, Don Kazakları gibi ingilizce Cossacks diyerek tabir ediliyor daha çok maceracı gibi manaya geliyormuş hatta bulmaca çözmeyi çok seven varsa bilir Ataman kelimesi bu Kazakların seçimle yönetime gelen başkanlarına verilen admış neyse asıl meseleye dönelim bu Pugaçev isyanı Rusya içerisinde feodal düzene karşı 1917 devrimi öncesi en kapsamlı halk hareketi olarak düşünülüyor sebebi ise yerel halkların (Kumuk, Başkurt, Kazak,Tatar) bu isyana katılıp hatta Rus köylülerinin (Mujik) ve Serflerin (Toprak ile beraber alıp satılan garibanlar) bile bu isyana katıldığı ne tesadüftür Osmanlı-Rus harbi bu dönemlere denk düşmektedir. Küçük Kaynarca antlaşması bizim için toprak kayıplarına nasıl sebep olmuşsa Pugaçev içinde isyanın sonu olmuştur çünkü meşguliyeti biten Rus Çarlık Ordusu tüm gücüyle isyanı bastırmış akabinde isyancı Pugaçev idam edilmiştir bu arada korkmayın kitapla ilgili bir mesele değil bu kitap bu meseleleri kahraman etrafında işliyor hani içine bir çentik zeytin konulan kocaman zeytinli poğaça misali pek bir olay yok panaroma bu anlayacağınız. Gelelim Romantizm meselesine kitapta gerçekten saf, temiz ve samimi bir sevgi var öyle Yıldız Tilbe dinleyip sevdiğine canımdan öte cansın diye mesaj atan bir tip yok veya seversem pis severim olayı yok adam full icraat okursanız görürsünüz yüzbaşının kızı ve bizim kahraman tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş çok uyumlu karaktere sahip iki insan. Coğrafya olayına değinip yazıyı bitirmek istiyorum kitabın ilk bölümlerinde yazar Puşkin kelimelerle üşütüyor adamı Rusya'da Orenburg denilen bugün Kazan kenti yakınlarında olan yeri nefis tasvir etmiş. Ek bilgi Puşkin tek yurt dışı gezisini Erzurum'a yapmış diyorlar. Erzurum Yolculuğu adlı eserini tavsiye ederim. Soyunda Afrika kökenli biri bile varmış uzak coğrafyaları kanında barındıran birisi yani ne yazık ki düello sonucu hayatını kaybetmiş bir yazardır. Yavaştan ben dükkanı kapatayım umarım okur üzerine düşünürsünüz basit bir roman değil tarihi bir perspektifle işlenmiş bir eser gayet memnun kaldım.

ÖZET: Elbiseni yeniyken,şerefini gençken koru...
545 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gogol bu romanla ilgili olarak şöyle demektedir: ''Yüzbaşının Kızı ile karşılaştırılınca bütün romanlarımız ve büyük hikâyelerimiz yavan kalıyor. Saflık, yumuşaklık öyle bir yüksekliğe ulaşıyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı, bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi, zamanın karışıklığı, sıradan insanların o alçak gönüllü büyüklüğü. Bütün bunlar yalnızca gerçek değil, onu da aşan bir şey.''
''Yüzbaşının Kızı'' yazılmasaydı, Tolstoy'un ''Savaş ve Barış''ının da yazılmamış olacağı görüşü ileri sürülmektedir. Gerçekten de, savaşın abartılmadan, bütün yalınlığı ve karmaşıklığı içinde anlatılması, roman kahramanlarının gerçek yaşamdan kopuk, savaştan başka bir şey düşünmeyen yapay kişiler olarak değil de, kendilerine özgü yaşamları ve aile yaşantılarıyla birlikte verilmiş olmaları bakımından, bu iki roman arasında bir yakınlık vardır.
Bağımsız, özgürlükçü kişiliği ve dönemin ilerici okur yığınları arasında geniş yaygınlık kazanan yapıtları nedeniyle monarşi yönetiminin sürekli baskıları altında yaşayan Aleksandr Puşkin 1837 yılında komploya çok benzeyen bir düello sonucunda yaşamını yitirdiğinde henüz 38 yaşındaydı. Fakat yapıtlarıyla çoktan ölümsüzlüğe ulaşmıştı.

Ataol Behramoğlu
562 syf.
·9 günde·9/10
Puşkin'in öykü ve romanlarının toplandığı bu eserde on beş adet öykü ve roman bulunmakta. İş Bankası Kültür Yayınları, bu on beş öykü ve romanı zamandizinsel bir sıralama ile okurlara sunmuş. Bunu yapmakla gerçekten de çok iyi yapmış bana göre. Yazarın ilk roman denemesi olan Büyük Petro'nun Arabı'ndaki ve diğer başlangıç eserlerindeki eksiklikler, kitapta ve zamandizinsel sıralamada ilerledikçe çok daha iyi fark ediliyor. Şüphesiz bu da Puşkin'in nereden nereye geldiğini gösteriyor. Kısa bir sürede bu denli ustalaşabilmek kolay şey değil. Bunlar elbette ki zamandizinsel sıralamada çok daha iyi seçiliyor. Çünkü kitap, ortalardan sonra mükemmel bir hale geliyor. Bunun sebebi elbette ki Puşkin'in kaleminin yerli yerine gelmesi denebilir. Dubrovski olsun, Yüzbaşının Kızı olsun diğerlerinden özgün ve çok ileride eserler. Bu değişim elbette ki yazarın yazı dilinde sınırlı kalmıyor. Kitabın başlarındaki eserleri hep benzer konulardan bahsederken, kitabın ortasından sonra eserlerin bahsettiği konular farklılaştığı için eserler kendini okutmaya başlıyor. Ayrıca eserlerinde o bilindik Rus klasiklerinin temelleri de kolaylıkla seçilebiliyor. Tolstoy'u etkileyen savaş ve doğa tasvirlerinden tutun da Dostoyevski'yi ve Gonçarov'u etkileyen karakter analizleri ve daha neler neler. Hakikaten de öyle güzel doğa tasvirleri var ki kitapta adeta Puşkin ile birlikte siz de seyahat halindeymiş gibi hissediyorsunuz. Bu gerçeklikten çıkmak istemiyorsunuz. Doğa tasvirlerinin en çok olduğu 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk eserini sona koydukları için yayınevine mi kızayım yoksa bu eseri zamansal olarak en sonda yazdığı için Puşkin'e mi bilemedim. Öyle ki, Puşkin'in bu eserini okurken yavaş yavaş okumak zorunda kalıyorsunuz; tasvirler bitmesin diye. Yanılmıyorsam 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk eserini Puşkin kendi anlık kişisel gözlemlerinden yola çıkarak yazmış. Yine aynı eserde anlatımlarını dönemin siyasal kaygılarını bir yana bırakarak resmetmiş Puşkin. Kitabın başında, önsözde verilen örneği ben de vermek isterim: "Yolda yanlamasına uzanmış yatan genç bir Türk'ün cesedi önünde durdum. 18 yaşlarında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeliğini yitirmemişti. Sarığı tozlar içinde, yatıyordu. Tıraşlı ensesinde bir kurşun yarası vardı..." Hiçbir siyasal düşünceye kapılmadan yazılmış bu bölüm bile Puşkin'in ustalığını kanıtlıyor zannımca. Bir eserde yazarın siyasete girmesi çok kolaydır, asıl zor olan siyaseti eserine bulaştırmamasıdır. İşte Puşkin bunu zorlanmadan başarıyor. Bu, onun ustalığını kanıtlamasının yanı sıra insancıllığını da gözler önüne seriyor. Rus edebiyatının bu öncüsünü okumak ayrı bir keyif verdi bana kitap boyunca. Keşke 38 yaşında hayata veda etmeseydi de daha fazla eser bıraksaydı dedim onu okudukça. Bu kısacık hayata tüm bu kültürel aktiviteyi sığdırmak ise ayrı bir ustalık tabii ki.
198 syf.
·8/10
Yüzbaşının Kızı, 1770'lerde Kuzey Rusya'da Kazak Yemelyan Pugaçov'un liderliğinde gerçekleşen bir köylü isyanını temel alıyor. Kısacık bir roman. Yapmacıksız, akıcı, ve sade. Okuyucuyu zorlamayan, anlaşılır bir dille, vakit ayıran için çarçabuk bitebilecek bir klasik. Tasvirlerden, ve süslü cümlelerden uzak kalınarak yazılmış olsa da, yine olayların içine girebildiğinizi hissediyorsunuz, kimi yerinde tebessüm ederek.
130 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İlk kez Puşkin okudum. Yüzbaşının Kızı, elinize tek alışta okuyup bitirebileceğiniz akıcılıkta bir roman. Vatanseverlik, şeref ve kişisel kıymetlilerin arasında tercih yapmaya dair güzel mesajlar barındırıyor. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzbaşının Kızı
Baskı tarihi:
3 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
545
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754588002
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aleksandr Puşkin (1799-1837); Topu topu 38 yıl süren ömrü komploya çok benzeyen bir düelloyla son bulduğunda Puşkin, şiiri kadar roman ve öyküleriyle de (Gogol’la birlikte) 19. yüzyılın öncü Rus klasikleri arasına girmeye hak kazanmıştı.
Nitekim, elinizdeki kitapta Yüzbaşı’nın Kızı’ndan Byelkin Öyküleri ve Erzurum Yolculuğu’na bu önemli anlatıcının tüm öykü ve romanları zamandizinsel sıralamayla birarada okura sunulmaktadır.

Ataol Behramoğlu (1942): Şiirimizin son 40 yılındaki en önemli toplumsalcı ozanlardan biri olmanın yanı sıra, Puşkin’den Çehov’a, Lermontov ve Turgenyev’den Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi’ne çeviri edebiyatımızın da en yetkin adlarından biridir.

Kitabı okuyanlar 6.021 okur

  • Zehra KALA
  • Birokur
  • Acetin
  • Bilge Erdogan
  • Aslı ALTIN
  • Muhammet Ural
  • Muhammet Ali Dağdeviren
  • Deniz
  • Suna turna
  • Nesil

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (12)
9
%0.7 (10)
8
%1.6 (24)
7
%0.5 (8)
6
%0.1 (1)
5
%0.1 (1)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları