SELİN ︎

SELİN ︎
@selintt_
“Kitap okumayan bir kimsenin, okumasını bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.”
353 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir gün Şeyh Ebû said müridleriyle beraber gidiyordu. Yolda bir hela kuyusunu temizleyenlerin yanından geçerken, bütün müridler burunlarını tutup kaçtılar. Hazret-i Şeyh biraz durduktan sonra dedi ki: "Biliyor musunuz, bu pislikler lisan-ı haliyle bana ne diyor? Diyorlar ki, dün pazarda idik. İnsanlar bizim için keselerini boşaltıp bizi ele geçirmeye çalışıyorlardı. Bu kadar hürmetli ve kadirli iken, yalnız bir gece sizinle kaldık. Bu kadar zaman içinde bu hale dönüşüp bu çirkinliğe düştük. Şu durumda bizim mi sizden, yoksa sizin mi bizden kaçmanız gerekir?"
Sayfa 67 - Ravza Yayınları·Kitabı okuyor
Din
"İnsan saadetinin Allah Teala'yı bilmeye bağlı olduğu ne ile bilinir?" diye sorulursa, cevabında deriz ki, bu şöyle bilinir: Her şeyin saadeti, onun lezzet ve rahatındadır. Her şeyin lezzeti ise, onun tabiatının gereğidir. Her şeyin tabiatının muktazası da onun için yaratıldığı şeylerdedir. Şehvetin lezzeti, arzusuna kavuşmak; gazabın lezzeti, düşmanından intikam almak; gözün lezzeti, güzel suretler görmek; kulağın lezzeti, güzel sesler ve yumuşak nağmeler dinlemektedir. Bunun gibi kalbin lezzeti de, kendisi için yaratıldığı şeyi temin etmektedir. Bu da işlerin hakikatini kavramaktır. Bu yalnız kalbe mahsustur. Şehvet, gazab ve beş duyu organı ile bilgi edinmek ise hayvanlarda da mevcuttur. Bu minval üzere bilgi ve bilginin ilgili olduğu ilim, ne kadar önemli olursa, onun lezzeti de o nisbette fazla olur. Hiçbir varlık, her şeyin şeref ve kıymet kaynağı olan, bütün âlemin hükümdarı olan, dünyanın acayip işleri onun eseri olan yaratıcı Allah Teala'dan daha büyük ve daha şerefli olamaz. Bu itibarla Allah Teala'yı bilmekten daha üstün ve daha zevkli bir marifet olamaz. Allah Teala'dan daha hoş bir nazargah (bakılan) olamaz.
Sayfa 63 - Ravza Yayınları·Kitabı okuyor
Din
Bil ki, Allahû Teâlâ'yı tanımanın anahtarı, insanın kendi kendisini tanıması ve bilmesidir. Bunun hakikat olduğuna: "Kim nefsini (kendisini) tanırsa, şüphesiz ki Rabbini de tanır." hadisi ile, "Gerçeği anlayıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada, hem de kendi içlerinde göstereceğiz." (Fussilet,53) âyet-i kerîmesi kuvvetli ve doğru delildir.
Sayfa 43 - Ravza Yayınları·Kitabı okuyor
Din
"Maddî kimya, hiçbir kocakarının ve külhanbeyin hazinesinde bulunmayıp ancak padişahların hazinesinde bulunduğu gibi, ebedî saadet kimyası da ancak Allahû Teâlâ'nın hazinesinde ve onun perdesinin altında bulunur. O hazineler, gökte manen Allah'a yakın meleklerin cevheri ile, yerde ise peygamberlerin kalbinden ibarettir. O halde hakikat kimyasını Peygamberlerin başkasından isteyenin akibeti delâlettir ve onun sıfatı kalpazanlıktır. Sonucu kuruntu ve hayaldir."
Sayfa 37 - Ravza Yayınları·Kitabı okuyor
Din
"İnsana, kendi nefsinden daha yakın bir şey yoktur. Kendini bilmeyen, Allah'ı nasıl bilir? Eğer kendimi biliyorum, tanıyorum diye iddia ediyorsan yanılıyorsun. Zira delilsiz iddia makbul değildir. Eğer delilin, zahir azalarından yüzünü, başını; bâtın ahvalınden ise, acıktığını, susadığını bilmek ve kızgınlık zamanlarında bir kimseden intikam almak, şehvetin galebe çaldığı zaman evlenmek ise, bu türlü tasarruf bütün hayvanlarda da vardır. O halde bu çeşit kendini bilmek, Allah Teâlâ'yı tanımaya anahtar olamaz. Öyle ise, önce kendi hakikatini, dünya yolculuğuna nereden gelip nereye gideceğini bilip ondan sonra niçin yaratıldığını, dünyaya ne yapmak için geldiğini, saadet ve bedbahtlığın hangi işlerde olduğunu düşüneksin."
Sayfa 43 - Ravza Yayınları·Kitabı okuyor
Din