"İnsan saadetinin Allah Teala'yı bilmeye bağlı olduğu ne ile bilinir?" diye sorulursa, cevabında deriz ki, bu şöyle bilinir: Her şeyin saadeti, onun lezzet ve rahatındadır. Her şeyin lezzeti ise, onun tabiatının gereğidir. Her şeyin tabiatının muktazası da onun için yaratıldığı şeylerdedir. Şehvetin lezzeti, arzusuna kavuşmak; gazabın lezzeti, düşmanından intikam almak; gözün lezzeti, güzel suretler görmek; kulağın lezzeti, güzel sesler ve yumuşak nağmeler dinlemektedir.
Bunun gibi kalbin lezzeti de, kendisi için yaratıldığı şeyi temin etmektedir. Bu da işlerin hakikatini kavramaktır. Bu yalnız kalbe mahsustur. Şehvet, gazab ve beş duyu organı ile bilgi edinmek ise hayvanlarda da mevcuttur.
Bu minval üzere bilgi ve bilginin ilgili olduğu ilim, ne kadar önemli olursa, onun lezzeti de o nisbette fazla olur. Hiçbir varlık, her şeyin şeref ve kıymet kaynağı olan, bütün âlemin hükümdarı olan, dünyanın acayip işleri onun eseri olan yaratıcı Allah Teala'dan daha büyük ve daha şerefli olamaz. Bu itibarla Allah Teala'yı bilmekten daha üstün ve daha zevkli bir marifet olamaz. Allah Teala'dan daha hoş bir nazargah (bakılan) olamaz.