SELİN ︎

SELİN ︎
@selintt_
“Kitap okumayan bir kimsenin, okumasını bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.”
Hayat bir uykudur, aşk ise onun rüyası...
Puan vermedi·256 syf.··
2024 4. kitabı
𝟐'nin dişiyi, 𝟑'ün ise erkeği temsil ettiği mitoloji evreninde, bunların birleşimi olan 𝟓 rakamının aşk mefhumunu açığa çıkarması ile 𝟓 üzerinden ilerleyen ve 𝟓 prensin sevda uğruna revan olduğu yolların düşsel ve fantastik masalını tasvir eden Bir Aşk Masalı, her aşkın kendi içerisinde masalsı bir tat barındırdığını gözler önüne sererek, yazar Ahmet Ümit'in deyişi ile "kadınlara yönelik şiddete karşı yazılmış bir insanlık eleştirisi" olarak okurlara arz edilir. Ücra hanlardan savaşçı kabilelerin çadırlarına; devlerden denizkızlarına; balinalardan devasa yılanlara değin bir hayal perdesini uyandıran masalımız, hayallerimizin ve mantığımızın dışına çıkarak, zihnimizde "Aranan, ruhsal güzellik mi yoksa kendimize ördüğümüz duvarları fark etmek mi?" sualini uyandırır. İnsanlığın en yüce duygusu olan aşkın doğasına dair bir hikayat olan Bir Aşk Masalı, en kutsal duygunun dahi insanı nasıl zalim bir gardiyana dönüştürdüğünü, bir aşk kenti kurmak ister iken kendi elleri ile bir aşk zindanı yarattığını trajik bir şekilde anlatır iken, "Başkasının hayatını zindana çevirenler, farkında olmadan kendilerini de o duvarların arkasına sokarlar. Çünkü her mahkûmun bir gardiyana ihtiyacı vardır. Asla sevdiğin insanların gardiyanı olma." telkininde bulunarak, her iyinin içinde bir kötü, her insanın içinde ise güçlü bir hükmetme ve sahip olma arzusunun olduğunu gözler önüne serer.
Edebiyat
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·904 syf.··
2024 3. kitabı
𝐷𝑜𝑠𝑡𝑜𝑦𝑒𝑣𝑠𝑘𝑖'nin beş büyük romanı olarak adlandırılan, edebiyat dünyasında ise kaleme alınan en iyi siyasi roman yakıştırmasına muvaffak olan ve 19. yüzyılın ikinci yarısında ateizm, nihilizm, liberalizm ve sosyalizm gibi akımların Rus toplumunun ve dahası tüm insanlığın üzerinde yarattığı etkiyi gözler önüne seren 𝑬𝒄𝒊𝒏𝒏𝒊𝒍𝒆𝒓, devrimci bir maziye sahip olan 𝐷𝑜𝑠𝑡𝑜𝑦𝑒𝑣𝑠𝑘𝑖'nin devrimci iç çekişmelerinin bir dışa vurumunu teşkil eder. 𝐷𝑜𝑠𝑡𝑜𝑦𝑒𝑣𝑠𝑘𝑖'nin, 𝙎𝙚𝙧𝙜𝙚𝙮 𝙉𝙚𝙘𝙖𝙮𝙚𝙫'in devrimci kişiliğinden ve kurduğu örgüt yapılanmasından esinlenerek 1870-1872 yılları arasında kaleme aldığı Ecinniler, aşk ve roman, tarihte birey, yüksek lisans öğrencilerinin varoluşsal krizleri gibi birçok konuya değinerek hayata dair mühim sorular sorarak, farklı karakterleri ve toplumsal çalkantıları baz alıp siyasi ve toplumsal değişimlerin etkilerine ayna tutar. Radikal ve nihilist grupların önderlerini ve onların çarpık inançlarını irdeleyerek Rus toplumundaki çözülme ve ahlaki çöküşü derinlemesine inceleyen roman, devlet bürokrasisinden yararlanmaya çalışan, asilliklerini sürdürmeye kararlı, kaprisli ve kırılgan insanlara karşı, kendilerini aşağılanmış hisseden ve yönetimde söz sahibi olma idealindeki bir grup gencin oluşturdukları yasadışı örgütlenmelerin planları ve eylemlerini; provakasyonlara, ajitasyonlara, yangın, kundaklama ve hatta birlikte yola çıktıkları en yakınlarını bile öldürmeye kadar vardırdıkları, ardı arkası kesilmeyen cinayetler ve sonunda bu gizli oluşumu da kendiliğinden yok edecek hadiseler bütününü oluşturur. Büyük bir gerçeklikle sınadığı; iktidar arzusu, inanç krizi, intihar korkusu, aidiyet hissi ve özgürlük duygusu gibi çatışmalar üzerinden insanı sorgulayan ve bunu yaparken hep gri bir alandan konuşan 700 sayfalık sarsıcı bir metin olan 𝑬𝒄𝒊𝒏𝒏𝒊𝒍𝒆𝒓, 19. yüzyılın siyasi
Edebiyat
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Ölüleri konuşturmadan bir şehrin geçmişi anlatılamaz.
8/10
·480 syf.··
2024 2. kitabı
“Aslında yıllardır bu şehri anlatan bir roman konusu dönüp duruyor zihnimde ama öyle bir biçim bulmalıyım ki şehrin hem bugününü kaplamalı, hem de geriye giderek Osmanlı’yı, Roma’yı, Bizans’ı içine almalı. Tarihsel değil ama tarihi de içeren bir roman. Şuraya baksana; bir masal uygarlığı değil mi ki burası?” Kitabımızın içerisinde yer alan, bir nevi kitabımızın muhteviyatına değinerek hangi konu başlıklarına yer verildiğine dair bir ipucu salan bu ifadeler, 𝑲𝒐𝒏𝒔𝒕𝒂𝒏𝒕𝒊𝒏𝒊𝒚𝒚𝒆 𝑶𝒕𝒆𝒍𝒊'ne dair bize pek çok emare sunmakta, kitabın yazılış gayesini gözler önüne sermektedir. 'Sanat, nasıl romanlaştırılır?' sualine yanıt olarak 2015 yılında yayımlanan kitap, zengin insan panoramasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü, bir o kadar da çetin atmosferine bizleri sürükleyerek, geçmişi Bizans'a dayanan bir otelin açılışına konuk ediyor. 𝐋𝐢𝐯𝐚𝐧𝐞𝐥𝐢, “İnsanların kısacık ömrü, hikâyeler olmazsa neye yarar? Her şeye derinliğini ve anlamını hikâyeler veriyor. Hikâyesiz kalmış insanlara çok acıyorum.” ifadelerini kullanarak, güç ve yönetim ilişkilerinden romantizme değin uzanan geniş bir yelpazede insan ruhunu didik didik ederek, otel patronunun eşi ve alesinin başından geçenleri, çeşitli profesörlerin fikir düyasını, İstanbul'un seçkin, kalburüstü simalarını, alt sınıfları ve dahi ölülerin ruhlarını dile getirerek tek tek hikâyelerini anlatıyor. Binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak karşımıza çıkan 𝑲𝒐𝒏𝒔𝒕𝒂𝒏𝒕𝒊𝒏𝒊𝒚𝒚𝒆 𝑶𝒕𝒆𝒍𝒊, ihtişamlı surların karanlık diplerinde cinayetler işlenen, kadınların sessiz sedasız öldürüldüğü, yalılarında yüzyıllık zenginliğin cömertçe seyre çıkarıldığı ve güzelliğiyle Divan şairlerine yüzlerce şehrengiz yazdıran, barok sanatından izler taşıyan şehirler şehri İstanbul'un köklü tarihini fona alarak, değişen ve dönüşen, lakin barındırdığı çetrefil
Edebiyat
Konstantiniyye OteliZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202022,3bin okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2024 1. kitabı
Büyük yazar Dostoyevski'nin “Bu büyük bir ironidir.” dediği, yazılmış olduğu dönem ön planda tutularak içerisinde büyük gizler barındıran ve derinlemesine incelenmesi icap eden İspanyol yazar Cervantes'in kaleme aldığı Don Kişot, ana tema olarak sınıf ve değer mefhumlarına ışık tutarak, aristokratların saygın ve asil addedildikleri yargısına bir hiciv ve istihza ile yaklaşan büyük bir paradokstan oluşur. Rönesans dönemi yazarı olan Cervantes, bulunmuş olduğu dönemde radikal bir fikir ile yola çıktığı Don Kişot yazımında, delilik tarihi yazan ve bu hususta söylevlerde bulununan ünlü Fransız filozof Michel Foucault'un kıskaçından kaçamamış ve kaleme aldığı Don Kişot, tüm yönleri ile değerlendirilmeye alınmıştır. Michel Foucault, derinlikli inceleme yazısında 16. yüzyılda Kuzey Avrupa'da bir deliler bayramı kutlandığını dile getirerek, kutlanan bu deliler bayramında sıradan insanların kılık değiştirerek sair insanların kisvesine büründüklerini tarihe ve kaynakçalara dayandırarak gözler önüne serer. Bundan çıkarılacak hakikat şudur ki: Cervantes tarafından yaratılan Don Kişot karakterinin, okumuş olduğu eserlerin tesiri ile kılık değiştirerek şovalye kimliğine bürünüyor olması, bahsi geçen deliler bayramı geleneğinin romanlaştırılmış bir versiyonunu teşkil etmektedir. Öte yandan Michel Foucault, Don Kişot karakterinin yaveri Sancho Panza'yı eserin ilerleyen safhalarında vali olarak tayin etmesi ve anayasa hususundaki fikirlerinin dışa vurumunu tamamıyla Cervantes'e dayandırarak, romanın yalnızca bir mizahi üslup ile var olmadığını, bir alt metne haiz olup, anlatılmak istenen bir giz barındırdığını dışa vurmaktadır. Cervantes'in yaşamış olduğu ve eserini kaleme aldığı Rönesans dönemine ışık tutma halinde göreceğimiz hakikat ise, Rönesans tarihine hakim olan Skolastik
Edebiyat
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2023 17. kitabı
Daha doğduğu ilk gün babası ile yürüyerek hastaneden çıkan, emekleme çağında iken adeta 70'li yaşların zihnine ve zevklerine haiz bir adam gibi baston ile gezen, oyuncaklarından ziyade babasının purolarıyla vakit öldüren, yaşlı bir adam olarak dünyaya gözlerini açıp zamanla gençleşen 𝐵𝑒𝑛𝑗𝑎𝑚𝑖𝑛 𝐵𝑢𝑡𝑡𝑜𝑛, eserin adı ile müsemma olarak tuhaf hikâyesi ile yazarımız 𝑭. 𝑺𝒄𝒐𝒕𝒕 𝑭𝒊𝒕𝒛𝒈𝒆𝒓𝒂𝒍𝒅 tarafından, 𝘔𝘢𝘳𝘬 𝘛𝘸𝘢𝘪𝘯'in dile getirdiği “Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık.” ifadelerinden esinlenilerek hayata geçirilen nükteli ve fantastik eserini teşkil eder. 𝑭. 𝑺𝒄𝒐𝒕𝒕 𝑭𝒊𝒕𝒛𝒈𝒆𝒓𝒂𝒍𝒅, kaleme aldığı bu eseri ile yaş mefhumunun insanın kimliği üzerindeki etkisine dikkat çekerek, zaman kavramı ve günlük sosyal hayatlarımız üzerine okuru düşünmeye davet ederek, keskin bir sosyal hayat eleştirisi sunar. Türkçeye eksiksiz çevrilen bu kısacık öykü, Hollywood'un da dikkatinden kaçmaz ve Hollywood stüdyolarında iki saati aşkın keyifli bir film seyrine dönüşerek çok daha geniş kitlelerce tanınmaya muvaffak olur.
Edebiyat
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,8bin okunma
Reklam