Oscar Wilde’ın dalgacı üslubu çok keyif veriyor. Kahkaha atarak okudum ilk öyküyü, aynı zamanda çok da merak ettim ama sonunu böyle beklemiyordum sanki aceleye gelmiş gibi hissettim. Tüm öyküleri ayrı güzel. İlk öykü düşündürücü yani ne düşünmemiz gerekiyor; ne yaparsan yap olacak olan olacak kaderini değiştiremezsin mi, kaderini değiştiremeyeceğini kendine inandırırsan gerçekten değiştiremezsin mi, kendi istediğin şeyi kader diye yutturmayı mı? Ben her şeyin bizim elimizde olduğunu düşünüyorum ama kitaptaki düşünceyi anlamaya çalışıyorum. Ayrıca lord Arthur’un psikolojik olarak ne hastalığı var acaba? Sonunda en azından bir pişmanlık beklerdim…