“İrade veya tutku gibi kelimelerin ne anlama geldiğini irdelememeye karar vermişti çünkü güvenmesi gerekenin, benliğini yönlendirmek adına sürekli tekrar ettiği bu kelimeler değil, kendi sağduyusu olduğunu anlamıştı. Artık bir alanı sevmesi, kendini huzurlu hissedip büsbütün olduğu gibi var olabilmesi, kendini dışlamadan kabullenebilmesi, o alanda kendine değer verip sevmesi gibi niteliklere bağlıydı.”
“Aşktaki sakınganlığı, arkadaşlıktan bildiğimiz sakınımsızlıkla yumuşatmak günün birinde mümkün olur mu acaba? Bunu ancak pratik deneyimler açıklığa kavuşturabilir.”