Rüveyda Karayel

Rüveyda Karayel
@ruveydakryll
beni güzel hatırla! bunlar son satırlar… farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından ya da bir yağmur sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu… kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için. uyandın ve ben bittim… beni güzel hatırla! çünkü; sevdim seni ben, herşeyini… sana sırdaş oldum, dost oldum, koynumda ağladın. yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini, beni üzdün, kınamadım. alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım… beni güzel hatırla! sayfalarca mektup bıraktım sana. şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım. sakladım günahını, sevabını içimde sessizce gittim… senden öncekiler gibi sen de anlamadın. beni güzel hatırla! sana unutulmaz geceler bıraktım sana en yorgun sabahlar… gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım. en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka, söylenmemiş “merhaba”lar sakladım her köşeye vedalar bıraktım duraklarda.
Reklam
Ey ruhum, Görülmemek gibi bir kabusun var asla bitmeyen. Hep en kötü an yaşandı şimdi uyanmalıyım, dediğin anlarda da bitmeyen. Hala içindesin, uyanamadın, çıkamadın o lanetten. Ruhum.. Hayalet gibi dolanıp hiç umut yokken bile umutla insanların içinde yaşamaya çabalayan.. Sadece onlar ihtiyaç duyduğunda görünür olup sonra bir anda kaybolmalı bir görülmeyen... Sonra biri baktı ruhuna. Öyle bir gördü ki... Hem de öylesine güzel bakışlarla... Uzun süre baktı sana yalnızca bakmadı, gördü de. Görülmek ancak bu kadar güzel olabilirdi. Tam kabustan uyandım diyordun ki... Ama... Sonra... Tam da o en güzel baktığı anda birden gören gözleri kapandı ve açtığında gören de görmüyordu artık. En kötüsü de bir zamanlar görüldüğün tarafından görülmemekmiş ruhum. En güzel görüldüğün en güzel bakan kişi tarafından görülmemek, en kötüsüymüş... Belki tekrar görür olur diye o çift göz etrafında umutla dolanan ruhum, o çift göz için yapmadığını bırakmayan ruhum, artık yorgun. En derinlerden yaralanıp savruldu en karanlıklara. Artık kabus daha da kötüleşti. Daha derin daha acı verici daha terletici... Artık her şey çok daha ağır. Tek bir çift göz gördü diye ne kadar da mutluydun ey ruhum! Belki de görmemeliymiş. Görülmemeliymişsin. Uyanacağını sandığın kabustan da beterine düştün! Görülmemek görmemeyi de beraberinde getiriyormuş ya sen de kendini çok sonra gördün. Görülmeyendin hep nerden bilebilirdin görülebileceğini? Ey ruhum bak kendine. Kimse bakmasın sana. Kimse görmesin. Ama sen gör kendini. Gör, görül ve sev. Her şey sende. Sen de kör ol sana kör oldukları gibi. Köre kör, sağıra sağır, görene gören ol yüreğim.
Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? Öyleyse ayrılmadık. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, Kanunlara saygı göstermesini, İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, Saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış,
"Umut, elinde bir karahindiba tutmaya benzemektedir. Onun avcunuzda olduğunu hissedersiniz ama bir rüzgâr estiğinde uçup gitme ihtimalini de bilirsiniz. Karahindibaların dağılıp rüzgâra karıştığını gördüğünüzde elindeki balonu kaçırmış bir çocuk gibi hissedersiniz. Bu umutsuzluktur… Umutsuzluk dediğimiz şey birçok duyguyu bir arada barındırır aslında. Hayal kırıklığı, üzüntü, çaresizlik, öfke… Tüm bu duygular umuttan umutsuzluğa geçiş sırasında bir saniye içerisinde yaşanabiliyordu. Aynı şekilde en ufak bir kıvılcımda umutsuzluktan umuda geçebilmek öyle hızlı olabiliyordu ki insan bazen bu gel gitler arasında dengesini kaybedebiliyordu. Öyle güçlü bir duyguydu ki umut, birçok zorlayıcı duyguyu anında bertaraf edip insanın dağları yıkabilecek kadar güçlü hissetmesini sağlayabiliyordu. "
Hayata Dair
"Seni okumak isterim Buram buram kokan Sayfaların arasında Seni bulmak isterim Bilinmeyen hikayelere Seninle koşmak isterim Her sayfanda Farklı koku almak isterim Doğada, kırlarda, tarlalarda Seninle koşmak, Seninle olmak Ve sadece Ellerini tutup Sarılmak isterim Sonsuza kadar..."