ruzuşeb

İşte dervişlik denen, tasavvuf denen şey, tarikat müessesinin yaşanılarak oradaki deruni manaların farkına varılarak elde edilen şey bu espridir. İnsan oraya kadar gelir, orada bir takım şeylerin farkına varır. Bir cazibe merkezinin farkına varır, orada bağlanır, orada sever, orada taklidi benliğinden soyunarak fıtri benliğine hicret eder. Herkesin hayatı zaten bir hicrettir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Genç bir hanım kız, elinde bir bohça, giderken bir derviş baba çıkmış karşısına, "Nereye gidersin böyle?" demiş. Kız, "Sevgilime elma götürürüm" demiş. "Kaç tane elma var torbada?" diye sorunca "Sevgiliye götürülen şey sayılır mı?" demiş kız. Derviş baba diyor ki, "O gün tespihimi kopardım" Bu da başka bir şey.
Peki... Papucu ters çevirmek? Kimlerin papucu ters çevrilir? Bu dergâhların tam manasıyla maarif verdiği zamanlardaki davranış biçilerinden biridir. Efendim kul kusursuz olmaz. Kabahatlerimiz olabilir. Bir kişi hatalı bir şey yapar, nefsaniyetli bir şey yapar, ikaz edilir. Evvela pek bir şey söylenmez, kendi anlasın diye beklenir, anlamıyorsa ikaz edilir, devam ediyorsa tekrar ikaz edilir. "Nush ile uslanmayı etmeli tekdir/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" diye bir beyit var ya, netice itibarıyla daha ciddi olarak da ikaz alır, hâlâ uslanmıyorsa pabuçları, paşmakları ters çevrilir. Bu seyyah vermek anlamı taşır, yani "Sen uza bakalım" derler adama. "Sen burada dikişi tutturamadın, git ya biraz dolaş gel yahut burdan ayağını kes, bir daha gelme" demektir. Paşmakların ucunu dışarıya doğru çevirirler. O da oradan uzaklaşması gerektiğini anlar.
Ey genç kardeşlerim, bunları denemeden ölmeyin, sadece bedensel, fiziksel hayatınıza ve bütün varlık âlemine fizik olarak bakıp taş toprak olarak, tesadüfler zinciri olarak değerlendirip hayatınızı ziyan etmeyin! Aşkı arayın! Aşk şehvet değildir! Şehvet duyduğun şey aşk değildir! Aşk bir şey istememektir! Eğer bir şeye ihtiyaç duyup da karşından onu istiyorsan ve bunun adına aşk diyorsan yanılıyorsun, bu sadece bir meyildir, sadece bir tatmin gayretidir! Âşık canını feda eder, hiç karşılık beklemeden. Hayatımız için de, kendi saadetimiz için de böyle yiğitçe bir yaşamı tercih edelim. Yazık etmeyin hayatınızı!
Bir de tırnak içinde şunu söyleyeyim; hamlık zamanım, en temiz zamanımmış aynı zamanda. Pişmeye ve yanmaya başladıkça tabii ki birtakım artı değerler kazanıyorsun ama o hamlıktaki safiyetin de kalmıyor. Halbuki seyr-i sülûk hayatı yaşamak, tortuları alıp insanı daha da saflaştırır. Öyle olmakla beraber, nasıl ki kilo aldıkça insanın sıhhati bozulur, insan da hayatta bir temizlenme metodolojisine eğildiği, bir arınma metoduna dahil olduğu zaman şeytanı daha büyük olur. Hamlık zamanında, masum bir hamlığın masum bir şeytanı vardı, ucuz tatminlerle bitiyordu iş.