ruzuşeb

Modern zihnin hayat tasavvuru, bu dünyada ebedî yaşama arzusundadır. Bu hususta pratikte geçerliliği olmasa da vehmen ve hayalen bu dünyada ebedî kalacağını, kalabileceğini düşünmekte ve inanmaktadır. Zihninin bir köşesinde Müslümanların öte dünya için tahayyül ettikleri cenneti bu dünyada tasavvur etmesinde hareketle cennetini bu dünyada aramakta ve oluşturmaya çalışmaktadır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendinden varlığa varış ve biliş, insanın kendisi ile varlık arasında varoluşsal ünsiyetin meydana gelmesine sebep olur. Böylece kendisi ile barışık olan insan âlemle barışık hâle gelmiş olur. Kendini ve âlemi bilmek ise insanı, kendisinin ve âlemin yaratıcısının kendisi ve âlem olmadığını bilmeye götürür ve bu anlamlı varlık, âlemin de yüce bir anlamdan tezahür ettiğini insana anlatır. Kendini bilen âlemi bilmiş olur ve böylece de Allah Teâlâ'nın yaratmasını ve kudretini bilmiş olur.
Bİlmek veya bilgi, dini iyi yaşamak için çok önemli bir ölçüdür. Hiçbir zaman bilenlerle bilmeyenler eşit olmamıştır. Fakat inanmayı; bilme veya bilim ile eşitlemek veya din ile bilgiyi veya bilimi eş değer görmek dini beşerileştirme yoludur. Beşerîleşmiş bir inanç, kutsaldan kopuştur. Çünkü beşerî olan her zaman değişme, yenilenme imkânı dâhilindedir.
Bilimin, din adına, zihnin yegâne merkezi haline gelmesi insanın din hakkındaki tabii fıtratını bozmuştur. Çünkü bu hâliyle din, insanın her zerresini etkileyen bir inanç olmayıp, zihnin bir kurgusu hâline gelmektedir. Zihnî bir kurgu hâline gelmiş bir din, hiçbir insanı dindar olarak tanımlayamaz ve tatmin de edemez. Bu durumdaki dindarlar da istikamet sahibi olamaz. Çünkü inandığı şey her zaman yanlışlanma imkânı içinde kalmaktadır.
Anlaşılıyor ki insan, hem çok yüce ve hem de çok âciz ve yalnız bir varlık. Bir tarafta tanrılık iddiası ile yeryüzünde dolaşır, diğer taraftan bir sinek ondan bir şey çalsa çaresizce oturup ağlar.