Din, Allah ile kul arasında bir ilşkidir. Elbette din kardeşliği çok önemlidir ama Rabbimizin emri gereği iş, din kardeşine değil yalnız ve yalnız ehil olana verilir. Müslüman'ın vazîfesi de ehil olmaktır; ne iş yapıyorsa adâlet, ehliyet ve doğruluk üzere yapmalıdır.
Efendimize yazılmış naatlar koca bir külliyatı oluşturur. İslâm edebiyatındaki naatların yüzden yetmişi Türkçe yazılmıştır, diyebiliriz. Hâlbuki, İslâm toplumunun Türkçe konuşanları o toplumun yalnızca yüzde yirmisini oluşturur. Yüzde yirmi oranındaki bir ahâli naatların yüzde yetmişini yazıyor. Bütün bunlar Hz. Peygamber muhabbetinin medeniyet perspektifimizde önemli bir yer tuttuğuna delâlettir. Ve doğrusu bu muhabbet, sadece muhabbeti hak eder.
Hz. Peygamber muhabbeti ise ancak ibâdet hâli içinde doğabilir. İbâdetle oluşan bir hâl ve bu hâlin şekillendirdiği nûrlu bir muhabbet!
.
"Öyle bir nûrsun ki gölgen bile yere düşmez Yâ Resûlullah!"