Rümeysa Yağmur

Rümeysa Yağmur
Ekoloji | Kadın Hakları ️ 30.06|C ~
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 00:52
Hikayemiz Kayseri'nin bir köyünde başlayıp büyükşehire uzanıyor. Alacüvekli, yeni adıyla Akçalı, ailemizin büyük umutlarla şehire taşınmasıyla mücadele başlıyor. Büyülü gerçeklik kategorisinde ele alınan ama daha çok toplumcu gerçekçi bir roman. Öncelikle bir Anadolu köyünün zorluklarını okuyoruz. Latife Tekin özellikle Kayseri ağzıyla, yörenin tüm âdetleriyle harmanlanmış bir şekilde anlatıyor hikayeyi. Huvat, saman alevi heyecanıyla yaşayan ağır sorumluluklardan kaçınan, bir aile babası bile olmayı başaramamış narsist bir karakter. Atiye ise Huvat'tan başka çaresi olmayan kimsesiz bir kadın. Zaman içinde Huvat'ın oluşturduğu otorite boşluğu sebebiyle de dengesi şaşmış, çocuklarını yiyen bir karakter. Nuğber, Halit, Seyit, Dirmit ve Mahmut ise bu ailenin desteksiz, savrulan çocukları. Bir şeyler başarmaya çalışıp büyükşehirin büyük çukurlarında kayboluyorlar. Anne ve baba ise köyden şehre hiç adapte olmadan bohçalarına tüm köy adetlerini sarıp getirmişler. Hem birbiriyle hem de şehirle bir kavga içindeler. Zekiye ise bir gariban, türlü hayallerle sıcak bir yuva kurmanın ümidiyle gelmiş, evin gelini. Atiye, ölüm ile bir kavga halinde, arsız ölüm ise bir türlü almıyor canını. Çocuklarının tepesinde hem hâyırlarına hem zararlarına duacı. Beni en etkileyen karakter ise Dirmit. Biraz kendimi buldum onda. Çocukluğunda arkadaşı tulumba, şehirde nefes alamayıp konuştuğu kuşkuşotu... Hikayenin inanılmaz gerçekçiliği tüylerimi ürpertse de çok etkilendim
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 22:52
Alex Schulman; üç ana karakter etrafında bir travma döngüsünü çocukluğun, gençliğin ve yaşlılığın bir harmonisi ile bize sunmuş. ilk bakışta yalnızca bir yolculuğun hikayesi zannedebilirsiniz ama Malma İstasyonu'na giden tren nesilleri ve nesillerce aktarılan travmaları taşıyor. Kitapta üç temel karakter etrafında hikayemiz şekillense de ana karakterimiz aslında Harriet. Daha çocukken reddedilme duygusu ile tanışan Harriet, yaşamın izlerinde yolunu bulmaya çalışan ve çoğunlukla tökezleyen; travma döngüsünde ise çocukluğunda sıkışıp kalmış küçük bir kız çocuğudur. Harriet, pek çoğumuzun kendi çocukluğundan da izler bulabileceği birisi aslında çünkü çocukluğundan itibaren kabul görme çabasıyla kararlar almaktadır. Hatta buna karar almak da denmemeli; hareketlerini, ağlama isteğini bile babasının hayatına göre şekillendirmektedir. Hayattaki en büyük amacı gelecek, kendi hayalleri değil; babasının ondan memnun olup olmamasına, ondan utanıp utanmamasına bağlıdır. Zaman zaman merhametli olmayı başarabilen ama zaman zaman da acımasız olan bir sorumsuz babanın gölgesiyle büyümüştür. İşte tam bu noktayı oturtunca hikayemiz şekilleniyor. Bir kısımda Harriet şöyle düşünüyor: "Annesi gelecek hakkında yanılmıştı. Önündeki yolu değiştirmenin mümkün olmadığını gittikçe daha yakından hissediyordu. O, diğerlerinin kendisinden önce yaptığı seçimlerin tutsağıydı, zehri bir sonraki nesle taşıyacak bir araçtı sadece." Görünürde Oscar; iyi sayılabilecek, kibar biri olarak karşımıza çıkıyor. Birçok açıdan bakıldığında popüler ifadeyle 'green flag' olabilecek biri. Ama Harriet söylediği gibi 'önündeki yol değişmemişti, babasının bir benzerini hayatına çekmişti. Ve böylelikle kızı Yana'yı da bu döngünün içine peşinden sürüklemişti. Çoğumuzun hayatında çark durmadan döner. Hepimiz
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,5bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 23:14
"Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe." diyor Gospodinov. Bu aralar okurların bitki örtüsü bu kitaptı. Yas konusunu işlemesi sebebiyle uzun zamandır mesafeliydim ama kitap kulübüm bu kitabı seçince bir cesaretle başladım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, kitabın okurları ikiye ayrılmış durumda. Bir taraf çok basitti diyor, bir taraf ağlamaktan okuyamamış. Benim ağlamaktan ara verdiğim bir kitap oldu. Bir yakınını kaybetmemiş insanlar için içine giremeyeceği bir kitap olabilir ama özellikle bir yas yaşamışsanız, yasın el kitabı bu kitap. Gospodinov, babasının ölümüyle kaleme almış: "Kitabın bir sonu yok, sonucu zaten belli ama bu bir yas kitabı diyor.". Yasını yazarak yaşamış ve bunu da bize aktarmış. Size ölümü düşündürüyor. Ölümün yanında yaşam içindeki ölümü düşündürüyor. Yaşarken ölümün varlığını unutuyoruz, özellikle de bir yakınımıza uğramadıysa. Sanki ölüm hep başkaları için var gibi yaşıyoruz, bizim de bu döngünün içinde olduğumuzu unutuyoruz. Gospodinov da babasının hastalığı sürecinde bunu fark ediyor. Yaşamın devamlılığı ve ölümün varlığı arasındaki dengeyi kuramıyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 22:25
“Yas, sessizlik ve göçmenliğin arasında sıkışmış bir ailenin hikâyesi. Western Lane, az sözle çok şey söyleyen bir roman.” Western Lane, son zamanlarda okuduğum en sade anlatıma sahip kitaplardan biri. Kitap, okuru derin bir sessizliğin içine çekip o sessizlikte bir ailenin yas sürecine tanık ediyor. Annelerini kaybetmiş, yaşları 11, 13 ve 15 olan üç kız kardeş ve bir baba var karşımızda. İlk olarak dikkat çeken şey, İngiltere’de yaşayan Hintli bir göçmen aile olmaları. Yazar, göçmenliği ve aidiyet duygusunu doğrudan anlatmak yerine bu yasın örgüsü içine ustalıkla yerleştiriyor. Kız kardeşler anneleriyle bile dil farklılıkları nedeniyle iletişim kurmakta zorlanıyorlar. Henüz büyüme çağındayken, onların “ev” ve “aidiyet” duygularının ne kadar ince, kırılgan duvarlar üzerine kurulduğunu görüyoruz. Yas onlar için net bir süreç değil; alıştığımız biçimiyle depresyon, bunalım ya da inkâr yok. Çünkü Asya toplumunun sertliğini ve duygularını bastırma geleneğini sürdüren bir Hintli topluluğun içindeler. Bu topluluk; baba, amca, yenge ve çeşitli tanıdıklardan oluşan geniş bir çevreyi kapsıyor. Bizim kültürümüzde de tanıdık bir şekilde, yası yaşamak yerine hayata sıkı sıkıya tutunmayı, güçlü görünmeyi tercih ediyorlar. Ve bu güçlü duruşun doğal sonucu olarak iletişimsizlik hâkim. Roman boyunca derin konuşmalar, duygusal patlamalar görmüyorsunuz. Hem göçle taşınan geleneklerin ağırlığı hem de yabancı bir ülkede kök salmanın katılığı, karakterlerin sessizliğinde birleşiyor. Western Lane, tam da bu sessizlikte yankılanan duyguların romanı. Özellikle şundan bahsedip bitirmek istiyorum: Yine bir romanda, erkeğin yas sürecindeki başarısızlığını okuyoruz. Öyle ki baba, kızlardan Gopi’yi yetiştirmesi için kardeşi ve yengesine teslim ediyor. Yengesinin hayatlarına karışmasına,
Western LaneChetna Maroo · Deli Dolu · 2025211 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2025 00:01
Vejetaryen bir veganlık felsefesini anlatmaktansa bir toplumsal sürecin anlatısı aslında. Anlatı diyorum çünkü roman olmaktan çok üç öykünün birleşimi. Her şey ana karakterimizin bir gün et yememeye karar vermesi ile başlıyor bu önemli çünkü aslında vejetaryen olmaya değil et yememeye karar veriyor yani ortada bir felsefeden çok bir başkaldırı var, tüm öğretilmişliklerine. Üç öyküde de anlatılar karakterimizin gözünden değil, birincisi kocasının, ikincisi eniştesinin üçüncüsü ablasının gözünden onun sürecine bir bakış. Ve üç öykü de okuyucuyu ciddi anlamda rahatsız edecek noktalar barındırıyor. Yazar bence rahatsız olmamızı özellikle istemiştir. Bir sancıyı da görmemizi istemiştir. Çünkü başta da dediğim gibi kitabın adına aldanmayın bu bir topluma karşı başkaldırma girişiminin ve sonucunun öyküsü. Her şey çok basit başlıyor olsa da toplumun dışına çıkmak isteyen baş karakterimiz bunu başaramamıştır. Tüm bu girişimi bir delilik ile sonuçlanmıştır. Yazar belki de bu süreci eşcinsellik ile de başlatabilirdi ama yine toplumsal öğretinin dışındaki bir davranış biçimi ile başlatmış. Kore toplumu ile Türk toplumunun Asya karakteri sebebiyle çok benzer öğeler taşıması sebebiyle kendinizi sürecin içinde anlamlandırabilirsiniz. Tüm o şiddet öyküsü, aile normlarından çıkamama bize çok da yabancı değildir. Ama karakterimiz artık toplumuna yabancıdır. Ama toplum o kadar güçlüdür ki, karakterimiz bunu başaramaz. Öykülerin hiç onun gözünden anlatılmaması da burdan okunabilir. Kendi düşüncelerini kendisini hep toplumsal olarak ondan daha üstün olan şahıslar tarafından okuruz.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma