Schadenfreude şeytanca görünebilir, fakat yakından baktığımızda çok daha karmaşık bir duygusal manzara ortaya çıkar. Nefretmiş gibi görünebilen şey aslında çatışmalı bir tür sevgi ve aidiyet arzusudur. Başka birinin başına gelen talihsizlik haberini duyduğumuzda bizi neşelendiren şey, hüsranlarımızda yalnız olmadığımızın, başarısızlar topluluğunun bir parçası olduğumuzun keşfidir.
Bu yeni edebi tür(polisiye) içinde, artık ne halk kahramanları ne de büyük infazlar vardır; suçlular burada kötü, ama akıllıdırlar; ve ağır ceza verilirse, bunun içinde acı çekmenin yeri yoktur. Polisiye edebiyat, suçluyu çevreleyen parıltıyı başka bir toplumsal sınıfa aktarmaktadır. Gazeteler ise gündelik olaylar başlığı altında, suçları ve bunların cezalandırılmalarının tekdüzeliğini destansız bir şekilde ele alacaklardır. Paylaşım yapılmıştır; halk suçlarından duyduğu eski gururundan vazgeçsin; büyük cinayetler bilgelerin sessiz oyunu haline gelmiştir.
Bizzat yasanın tanımından, onun savunduklarını çiğneyenlerin cezalandırılması yoluyla, yalnızca otoritesini savunmaya değil, aynı zamanda bu otoriteyi hiçe sayanlardan intikam almaya yönelik olduğu görülmektedir.