Son zamanlarda pencereden manzarayı izliyorum. İyice bakıyorum, yağmura, kuşlara, yolda yürüyen insanlara. Ne kadar bakarsam bakayım canım sıkılmıyor, her şeye bakıyorum derken bunu kastetmiştim. Bu günlerde, nedendir bilmem, manzara çok taze geliyor. Öyle içi geçmiş bunaklar gibi... Manzarada tazelik hissetmek, yaşlılık belirtisidir çünkü.
Sürekli acı vardı, acı hissetmediğim anlar sadece acıyı unuttuğum anlardı. Acıyı unuttuğum için bu ur oluştu içimde. Aslında acı herkeste olur. Belki de o yüzden, ufaktan ufaktan acıyı hissetmeye başlayınca rahatlıyor insan, kendine gelmiş gibi oluyor, huzur buluyor. Demek ki, içimdeki acı doğduğumdan beri var.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Damarlarımda akıyor zehir, sahiden ölüyor muydum?
O an senin gibi birine her zaman ihtiyacım olduğunu düşündüm. Şırınganın içine her eroin çekişimde aklıma gelir, 'Ben artık bitmişim' derim, 'vücudum çürümüş. Baksana şu kafamın etine, iyice sarkmış. Pek uzun yaşamam artık herhalde. Ne zaman ölürsem öleyim fark etmez, önemli değil. Pişman olacağım hiçbir şey yok.'
Her şey bir anda dağılır gider. Anlayabiliyor musun Lilly?
Bence öl artık, bende kurtulayım..
"Kendimi çok yalnız hissediyorum, gelsene" diyor. "Nasıl geleyim" deyince, "Öyleyse intihar ederim" diye meraklandırdı beni.
ahahahs :'D
"Of, ölmek istiyorum. Göğsüm acıyor, artık ölmek istiyorum." "Öl o zaman" dedi Reiko'ya bakarak. "Öyle değil mi Ryu? Ölmek isteyen ölsün. Vıdı vıdı etmeden ölsün gitsin. Amma aptalca, kime naz yapıyorsun sen Reiko ya?"