Düşünüyorum da çok beğendiğimiz kitaplar şiirler denemeler nasıl bir zihnin yarattığı dünyanın yansımasıdır bu kadar derin bu kadar içsel ya da ütopik olabiliyor diye. Sonuçta hepimizde bir yazma ve hayal gücü potansiyeli var ama o düzeye ulaşmak için ya çok sıkıntı çekecek ya bişeyler koklayacak ya da ruhsal sorunlara sahip olacaksın. Bunu merak ettiğim için uzun zaman evvel ünlü yazarlar hakkında şöyle bir araştırma yapmıştım ve bunca ruhsal sorunla yazdıkları şeylere ben hangi kafayla bayıla bayıla okudum diye baktım ve kendimden şüphelenmeye başladım yoksa ben de mi arızalıyım diye :) olmadığım ortaya çıktı zaten o yüzden roman falan yazamadığımı düşündüm ben de :)). Buna göre,
Franz Kafka'nın yaşamı yoğun kaygı, bedensel hastalık korkuları ve sürekli tedirginlik duygusu ile şekillenmiştir. yazılarındaki bunalım hissi, onun belirgin anksiyete dönemlerinin bir göstergesidir.
Virginia Woolf ise dönemsel olarak çöken ve yeniden yükselen ruhsal dalgalanmalarıyla mücadele etmiş; bugün bipolar bozuklukla uyumlu görünen bu iniş çıkışlar, eserlerinde belirgin şekilde gözlemlenmektedir.
Sylvia Plath'in hayatının merkezinde majör depresyon hastalığı yer alır. iç dünyasındaki karanlığı, şiirlerinde yansıtmıştır.
Ernest Hemingway’de görülen taşkın enerji, risk alma eğilimi ve zaman zaman çöken ruh hali yine bipolar bozuklukla ilişkilendirilir; ayrıca geçirdiği travmaların ruhsal durumunu ağırlaştırdığı bilinmektedir.
Edgar Allan Poe’nun yaşamı ise alkol bağımlılığı ile gölgelenmiştir. bu bağımlılığın yarattığı dalgalı ruh hali, karanlık anlatılarına doğrudan yansımıştır. fyodor dostoyevski nörolojik bir rahatsızlık olan epilepsiyle yaşamış ve nöbet deneyimleri, eserlerinde insan ruhunun uç noktalarını anlatmasında etkili olmuştur.
friedrich Nietzsche’nin ileri