Bir Çığlığın Otopsisi
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 23:00
Ariel – Kısa Okuma Rehberi 1. Sabah Şarkısı Yeni doğan bir çocuğa bakarken annenin sevinçle birlikte gelen yabancılığı ve korkusu. 2. Haberciler Doğadan gelen işaretler aracılığıyla yaklaşan felaketin sezilmesi. 3. Siste Koyunlar Ölümün yumuşak, sakin ama kaçınılmaz yüzü. 4. Aday İnsanlardan kopma, yalnızlık ve kendini dünyadan sürgün etme isteği. 5. Lady Lazarus İntihardan geri dönen bir kadının öfkeyle ayağa kalkışı ve seyirciye meydan okuması. 6. Laleler Hastane sessizliğinde yaşamın fazlalık gibi hissedilmesi. 7. Kesik Küçük bir yaranın zihni ele geçirmesi; beden ve ölüm takıntısı. 8. Karaağaç Depresyonun içten içe kemiren, kaçışı olmayan hali. 9. Gece Dansları Anne–kız–ölüm arasında kurulan karanlık, döngüsel bağ. 10. Ekim Gelincikleri İlaçlarla bastırılmış duygular ve yapay iyileşme. 11. Berck-Plage Sakat bedenler üzerinden ölümün soğuk, sıradan yüzü. 12. Ariel Kontrolsüz hız, arınma ve benliğin çözülüşü. 13. Ölüm A.Ş. Ölümün kurumsallaştırılması, insan hayatının değersizleşmesi. 14. Nick ve Şamdan Yahudi kimliği, tarihsel travma ve kişisel acının iç içe geçişi.
Ariel ve Seçme ŞiirlerSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,470 okunma
Prozac Toplumu | İnceleme
Puan vermedi·360 syf.··
2025 121. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 22:30
Kitabı okurken bir noktada “depresyon hırkamı giydim, arada da bir tüttürdüm” dedim; sonra da “ne dertler var ” diye oturup şükrettim. Ruh sağlığı gerçekten çok önemli arkadaşlar. Allah zeval vermesin:) Mabel matiz antidepresan dinleyerek incelememi yazmaya koyuldum: Kabul edelim ki depresif bir milletiz. Şarkılarımızda var, sanata edebiyata bile yansıyor. Tanpınar’ın “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” dizesi, tam da bizim ruh hâlimizi özetliyor. Gittim TR’de antidepresan kullananların oranına baktım 100 kişiden 6’ sı antidepresan kullanıyormuş. İşin tabii ki şaşırmadığım kısmı da kullananların %70’i de kadın :) Şimdi bana psikayatrlar kızabilir ama ben antidepresanların insanları iyileştirdiğine inanmıyorum. O an ayakta tutar anlık seratonin adrenalini regüle eder ama iyileştirmez. Asıl iyileşme psikoterapi ile olur duygularla yüzleşme ile bastırmama ile olur. Kısa vade için evet önerilir ama uzun vadede “psikoterapi” şart. Velhasıl gelelim kitaba; Bu kitapla, takip ettiğim bir okurun paylaşımı aracılığıyla tanıştım ismi de aşırı dikkatimi çekti. Kısa bir araştırma sonucunda eserin otobiyografik niteliğini fark edince aaa dedim evet bu kitabı okumalıyım… Yazarın hangi psikolojik süreçlerden geçtiği, Prozac’ın duygu durumunu nasıl etkilediği gibi kafamdaki sorularla kitabı okumaya başladım. Ne anlatıyor? Anne babası ayrı olan Elizabeth (Lizzy) adlı genç bir kızın içsel çatışmalarını, duygu durum dalgalanmalarını ve depresif semptomlarından bahsediyor. Ergenlik dönemi bağlamında değerlendirildiğinde, ölüm düşüncesi, kendine zarar verme eğilimleri ve isyankâr davranışlar söz konusu ancak burada dikkat çeken nokta bu uçsal dürtülerin geçici bir ergenlik krizinden ziyade süreklilik arz eden bir varoluşsal boşluk hâline gelmesi… Aslında ergenlikte olduğu
İnceleme
Prozac ToplumuElizabeth Wurtzel · İletişim Yayınları · 2005120 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·256 syf.·
2025 861. kitabı
"..değişebilirim yusyuvarlak bir boşluğa sığabilmek için, köşelerimi törpüleyebilirim." sylvia plath Hınç ve kıskançlığın çoğu zaman belirli nesneleri vardır. Belirli nedenlerle ortaya çıkarlar ve belirli hedeflere yönelirler; bu yüzden de kendilerini doğuran saiklerden daha uzun ömürlü değildirler. Öç alındığı zaman hınç ve intikam arzusu sona erer. Aynı şekilde, kıskanılan nesne ele geçirildiğinde de kıskançlık biter. S:15 Romantik yanılsamanın en keskin eleştirilerinden birini içeren bu çalışma, edebiyatın kapsamının dışına çıkarak çağdaş yaşamın psikolojisini, moda, reklamcılık ve propaganda gibi olguları da inceliyor ve şu temel soruya yanıt arıyor: İnsanlar kendilerini nasıl aldatırlar ve ne zaman artık aldatamaz hale gelirler? Girard, beş büyük romancının (Cervantes, Stendhal, Flaubert, Proust ve Dostoyevski) yapıtlarını çözümleyerek, "üçgen arzu" romanı adını verdiği belli bir roman türünü tanımlamaya girişiyor. Buyurun Romantik Yalan ve Romansal Hakikat
Romantik Yalan ve Romansal HakikatRene Girard · Metis Yayıncılık · 201372 okunma
Puan vermedi·145 syf.·
2025 854. kitabı
"..değişebilirim yusyuvarlak bir boşluğa sığabilmek için, köşelerimi törpüleyebilirim." sylvia plath Böyle bir düşünce ile bambaşka bir ülkeye yere yolculuğa çıkan gozü pek kahramanimizi ,okuduk Yabancı Kadın Hiçbir neden yokken ülkesinden kalkıp, Nivyork’ta cümbüşlü bir Rus mahallesinde bir türlü yerini bulamayışının öyküsü . Tamam bizim memlekette özgürlük yoktu ama okur vardı. Burada ise özgürlük istemediğin kadar, ama okuyucuyu ara ki bulasın...s:14 Kadın bir göçmenin gelgitli ruh haline dair yapılan isabetli gözlemlerin, yalın ve sürükleyici bir olay örgüsüyle birleştiği bu öyküde, Tataroviç’in “özgür yeni dünya” aldatmacasına ve türlü bahtsızlıklara karşı çocuklu ve yalnız bir kadın olarak verdiği mücadele ne denli hüzünlüyse, Dovlatov’un üslubu da o denli ironik ve eğlenceli. Tanıdığım herkes içimde yaşıyor. Onlar benim nevrastelerim, kötülüklerim, duygu patlamalarım, düşüncesizliklerim, kaygısızlıklarım. Vesairelerim. Ve en kanlı savaş, hayaletlerin savaşıdır. S:144 Amerika güçlüleri, yakışıklıları ve küstahları sever. Burası işini bilen, önünde hedefi olanların ülkesidir. Bahtsızlardan el birliğiyle nefret ederler. Burada sadece ve sadece kendine güvenebilirsin, kendinden medet umabilirsin…” İyi okumalar Yabancı Kadın
Roman-Edebiyat
Yabancı KadınSergey Dovlatov · Olvido Yayınları · 2019177 okunma
S.Plath’ın Fanusunda Kadınlık ve Özgürlük Mücadelesi
Puan vermedi·256 syf.··
2025 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 02:36
Son zamanlarda ruh halime en yakın olan kitaplardan birini okuduğum için bir inceleme yazmaya karar verdim. Hem biraz kitabın içeriğinden biraz da Plath'den bahsetmek istiyorum. Hazırsak başlayalım. - Sylvia Plath’ın Sırça Fanus romanı, genç bir kadının ruhsal bunalımını, kimlik arayışını ve toplum baskısıyla çatışmasını derin bir iç sesle anlatır. Başkahraman Esther Greenwood, başarılı ve zeki olmasına rağmen içsel boşluk ve yabancılaşma duygusuyla yaşamdan kopar. Romanın sonunda, tedavi gördüğü hastaneden çıkmadan önce “nefesimi tuttum ve içeri adım attım” der; bu cümle, onun yeniden doğuş denemesi olduğu kadar, fanusun tam olarak kırılmadığını da gösterir. “Sırça fanus”, romanın merkezindeki en güçlü semboldür. Esther’in yaşadığı depresyonu, dünyayı camın ardından izler gibi hissedişini simgeler. Nereye giderse gitsin, hep kendi zihninin havasında boğulur; bu da ruhsal sıkışmışlığın evrensel bir ifadesidir. Ancak fanus yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir metafordur. 1950’lerin kadınlarına biçilen roller — evlilik, annelik, itaat — Esther’i daha da bunaltır. Özgür olmak ister ama toplumun görünmez camı onu çevreler. Plath, kendi yaşam öyküsünü Esther üzerinden yeniden yazar. Bu nedenle roman, hem bireysel bir çöküşün hem de kadın kimliğinin sınırlara karşı direnişinin anlatısıdır. Sonunda fanus kalkar ama tamamen kırılmaz; tıpkı Plath’ın kısa ömründe olduğu gibi, kurtuluş umudu hep kırılgan kalır. Roman boyunca bekâret, Esther Greenwood’un kadınlık kimliğiyle toplum arasındaki gerilimi temsil eder. O dönemde bekâret, kadının “değeri” ve “ahlakı”yla özdeşleştirilirken, erkekler için aynı ölçüt geçerli değildir. Esther bu çifte standarda öfkelidir; hem kendi arzularını bastırmak zorunda kalır hem de erkeklerin özgürlüğüne tanık olur. Plath, bu
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 15:08
Kitabı bitireli kaç gün oldu bilmiyorum ama içimde yarattığı etkiden sıyrılamadım hâlâ. Altını çizdiğim cümleleri (kitabın yarısından fazlasını çizdim, her yer notlarla dolu) düzenleyip kaydetmem gerekirken masamda öylece durması ve kendime söz verdiğim inceleme yazma sözünden haberdar olup beklentiye girmesi, onu cansız bir nesneden ayıran noktalardan birkaçıydı yalnızca. Sylvia, uzun zaman önce intihar ederek yaşamına son verip aramızdan ayrılmış olsa da, yazdığı bu günlükle ölümsüzlüğünü hatırlatıyor sürekli bana. Henüz kitaplığıma bile kaldıramadım bu yüzden. Aslında öfkeliyim, çünkü yaşamayı bu kadar çok seven, hayatın durağan akışında bile anlamlar arayan, hayalleri ve hevesleriyle bir yerde olma hissini doyasıya tatmak isteyen bir kadının intihara sürüklenmesini kabullenemiyorum. Elinden tutan kimsenin olmayışı, yalnızlığa hapsedilmesi ve sürekli içinde kaybolduğu depresyon kuyusuna atılmış olması onu bu hale getirdi. Yazdıklarıyla var olma amacıyla ve edebiyat tutkusuyla yaşamış bu kadının günlüklerini bile tam haliyle okuyamıyoruz, çünkü onu birçok kez üzen, aldatan ve kendi edebiyat çalışmaları için kullanan kocası yüzünden. Günlüklerinin bazıları yok edilmiş, zamanında sansürlenmiş, bir sürü tahribata maruz kalmış. Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini, tonlarını ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum. Ve korkunç derecede sınırlıyım. / s.31 Hayatının birçok döneminde depresyon batağında boğulmasının nedeni bu
Edebiyat
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,675 okunma