nova

Egemenliğin kaynağı insanda (millette) arayan zihniyetin vaz'edeceği yasa ilâhi bir yasa bile olsa, bu, onu tercih eden irade öyle tecelli ettiği için böyle olacaktır; yani artık onun ilâhi olma vasfının ehemmiyeti yoktur, çünkü onu tercih eden irade bu tercihinden vazgeçme hakkını ve yetkisini kendi elinde tutmaktadır.
Reklam
Demokrasinin sadece bir yönetim biçimi değil, fakat aynı zamanda bir düşünme biçimi olduğunu hatırda tutmamız gerekiyor. Demokrasi, bu yönüyle bir zihniyetin, kafa yapısının dışlaşması anlamını da taşıyor. Ve esasen bu anlamıyla (yani yasa yapıcının beşer olduğunun kabulüyle) demokrasi Batı dünyasının siyasal ve sosyal hayatında bir yer kazanıyor ve kazandığı yeri tutmayı başarabiliyor.
Çünkü Batı demokrasisi bir yanıyla her ne kadar kiliseye karşı olan bir zihniyetin hâsılası ise de bir yanıyla da dinle beslenmiş bir kültürün hâsılasıdır. Keza Batı dünyasında laiklik kilise ile devletin uzlaşmasını (veya din ve devlet otoritelerinin ayrışmasını) ifade ederken; Türkiye Cumhuriyeti, daha baştan, teşkilatlanmasını dine karşı gerçekleştirmiş ve dini devletin denetimi altına almıştır.
Üzerinde durulması gereken husus, demokrasinin bir yönetim biçimi olduğu kadar, belki ondan daha çok bir düşünme biçimi olması keyfiyetidir. İşte burada egemenliğin kaynağı ile ilgili soru karşımıza çıkıyor: Egemenliğin kaynağı millet midir, yoksa Müslümanlarınn telâkki tarzina göre Allah mıdır? Bu, metafizik veya teorik bir soru olarak ortaya konulmuyor; Müslümanların yaşadığı bir ülkede Islâm'ı hayata geçirmek isteyen insanların var olduğu gerçeğinden hareket edilerek ortaya konuluyor.

nova

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
51 günde okudu
·
2024 12. kitabı
M. Kemal Sayar
8/10 · 1.651 okunma
Reklam