"Şimdi fark ettim de söylediğin her şey, her zaman sen ve senin isteklerin etrafında dönüyordu. Buluşmamıza geç kalsan bile sana sinirlenmeye hakkım yoktu. Buluşmaya erken geldiğim için bana sinirleniyor ya da başka bahaneler üretip beni suçluyordun. Çünkü giyecek kıyafet bulamayışının da saçının istediğin gibi şekil almayışının da suçlusu bendim. Özür dilerim."
(...) etrafındaki her şey onun için babamın bedeniydi. Annemin kestiği domatesin, babamın ince dilimlere ayrılan kalbi olduğunu bilirdim.
Ön kapıya yaslanıp bedenini ahşaba dayadığında o kapı bile babamın sırtı olurdu.
Sandalyeler onun kucağıydı. Kaşıklar ve çatallar, elleriydi.