Nefis; demir ve taştan yapılan çakmaktır, put kıvılcımdır.
O kıvılcım su ile söner.
Fakat taş ve demir su ile söner mi?
Ademoğlu'nda, bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur?
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Ammar İbn Reca anlatıyor: Ubeyd İbn Yaiş'i şöyle derken işittim:
“Otuz yıl geceleri kendi ellerimle bir şey yemedim. Ben hadis yazarken kız kardeşim ağzıma lokma koyuyordu.”
"Allahım! Bize, korkundan günahla aramıza engel olacak kadar hisse ver! Bizi, Cennetine ulaştıracak kadar tâatini nasib eyle! Bize dünya musibetlerini hafifletecek güçlü îmân ver! Allahım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımız, gözlerimiz, gücümüz ve kuvvetimizden faydalandır; ölene kadar da bu nimetlerden bizi mahrum etme! Bize zulmedenlerden öcümüzü Sen al! Düşmanlık edenlere karşı bize yardım et! Dinimizi zayıflatacak davranışlardan bizi koru! Dünyayı en büyük düşünce ve gaye edinmekten bizi muhafaza eyle! Bize acımayanları başımıza belâ etme."
Rasûlullâh -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Eyyüb-radıyallahu anh-'ın evine doğru gelirken, Neccâroğulları'nın küçücük kızları deflerle karşısına çıkıp:
"Biz Neccâroğulları'nın kızlarıyız! Ne mutlu bize Muhammed'in komşularıyız." diyerek şiirler okuyorlardı.
Gönüller sultanı Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, onlara:
"-Söyleyin bakalım, beni seviyor musunuz?" diye soruyordu.
Onlar da:
"-Evet yâ Rasûlallâh, Sen'i çok seviyoruz!” diyorlardı.
Onların neş'e ve sevinçleriyle sevinen Alemlerin Efendisi -sallallahu aleyhi ve sellem- de:
"-Allah biliyor ya, vallâhi, ben de sizleri seviyorum! Vallâhi, ben de sizleri seviyorum! Vallâhi, ben de sizleri seviyorum!" buyurdu.