Ammar İbn Reca anlatıyor: Ubeyd İbn Yaiş'i şöyle derken işittim:
“Otuz yıl geceleri kendi ellerimle bir şey yemedim. Ben hadis yazarken kız kardeşim ağzıma lokma koyuyordu.”
Rasûlullâh -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Eyyüb-radıyallahu anh-'ın evine doğru gelirken, Neccâroğulları'nın küçücük kızları deflerle karşısına çıkıp:
"Biz Neccâroğulları'nın kızlarıyız! Ne mutlu bize Muhammed'in komşularıyız." diyerek şiirler okuyorlardı.
Gönüller sultanı Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, onlara:
"-Söyleyin bakalım, beni seviyor musunuz?" diye soruyordu.
Onlar da:
"-Evet yâ Rasûlallâh, Sen'i çok seviyoruz!” diyorlardı.
Onların neş'e ve sevinçleriyle sevinen Alemlerin Efendisi -sallallahu aleyhi ve sellem- de:
"-Allah biliyor ya, vallâhi, ben de sizleri seviyorum! Vallâhi, ben de sizleri seviyorum! Vallâhi, ben de sizleri seviyorum!" buyurdu.
tarlalarımızın çoğuna gidemiyoruz; buna kalkışan köylülere ateş ediyorlar. Sonra da, devlete, terk edilmiş bir toprağa el koyma hakkı tanıyan eski İngiliz yasasını uyguluyorlar!