Boş verin sevilmeyelim sevemeyelim.. yanlan dolan sa her şey ! .. sevilmeyelim ! Sevmeyelim.
Bizim ortağımızda ahd-i vefâ vardı Sen cefâ ettin ve ahdini bozmuş oldun Sen tekrar ahdini tazeleyecek olursan Öncekinden daha hoş ve sevgili olursun Sa'dî
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İKİ NASIHAT...✨ Birinci nasihat... Kalpteki her şey söylenmez bu yüzden Allah gözyaşını iç çekmeyi unutkanlığı ve uzun uykuyu yarattı... İkinci nasihat... Kimseyi elindeki nimetten dolayı kıskanma Allah'ın ondan neler aldığını bilemezsin senin başına gelen hiçbir musibete üzülme Karşılığında Allah'ın sana neler vereceğini bilemezsin her zaman Elhamdulillah' de... İmam Şa'ravi Hz...✨
Bir ömür daha lazım, vefatımızdan sonra, Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik... Sa'di-i Şirazi
1000Kitap
Sitare'ye Dair.
Benden uzak kalma diyerek şiire başlıyor şair, yalvarır gibi değil rica eder gibi. Daha sonra Sitare'yi okumaya başlıyoruz. Peki Sitare kim? Yazarın hayatına bir anda giren, uzun kirpikli bir hanım sanıyorum ilk başta. Telaşlı kalabalığın ortasında birbiriyle gülerek sohbet eden ama bir o kadar da utangaç iki genç canlanıyor gözümde. Şair de öyle söylüyor zaten: "Nedim'in nigehban nergisleri gibi üstümüzde bütün nazarlar, Çok utanıyorum Sitare." Sonra diyor ki şair: " Dün oturup hesap ettim, Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim. Sen bilmezsin Sitare, Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih, Geceler içinde uyuduğumuz bir siyah buluttu." Tam bu mısraları okurken aklıma Sitare'nin kaç yaşında olduğu takılıyor, sonradan anlıyorum ki bahsedilen doğum,Sitare 'nin kendi doğumu değil, şairin onu sevmeye başladığı zaman. Daha bir mektepliyken başını ğöğe kaldırıp izliyormuş Sitare'yi anlayacağınız. Sonra 'Sen bilmezsin' diyor Sitare' ye. Sanki neden orada değildin dermiş gibi. Gündüzler, diyor, çekip durduğumuz bir mercan tesbih,geceler içinde uyuduğumuz bir siyah buluttu. Bir asker için gece ve gündüz ne ifade eder diye soruyorum kendi kendime. Zihnimin gerisinden bir ses cevap veriyor: 'Gündüzler hayatının son anı olmaya daha yakın, geceler ise bilinmezliklerle dolu. Bu yüzden ki hayatının son anlarına yaklaşmış bir ihtiyar gibi huşu içinde gündüzleri kullanarak zikrediyor. Geceler ise kasvet dolu anlar olarak canlanıyor kafamda. Her akşam saat dokuzda çalan o yat borusu, içinde bulunduğu o huşudan sıyırıp, bilinmezlikle başbaşa bırakıyor şairi. "Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum, Gözlerin mi daha sıcak gûlüyor Yoksa dudakların mı? Anlayamıyorum." Bu dizeler bir veda anını canlandırıyor gözümde, ayrılık anını uzatmak istemeyen ama aynı
Ji min re nameyekê binivîse Bila di nav de Rondikên çavên te hebin Ez ê bi rondikên te re biaxivim Ew ê ji min re êşên hesretên te vebêjin Ez ê herroj rondikek vexwim Êşên xwe Hesretên xwe ji bîr bikim… Ji min re nameyekê binivîse Bila di nav de porên te yên jêkirî hebin Ez ê porên te belav bikim bayê sibehê Biçim kuderê Bêhna porên te wê bi min re be Ez ê bi bêhna te dilê xwe şa bikim Ji min re nameyekê binivîse Bila di nav de destmalek hebe Wê destmalê lêxe bedena xwe ya nazenîn Ez ê herşev di bedena xwe de te hîs bikim Ez ê bi desmala te ve Xwe ji nû ve biafirînim Ji min re nameyekê binivîse Bila di nav de Çavên te yên melûl Destên te yên biçûk Lêvên te yên agirî hebin