SANİYE AYGİRAY

SANİYE AYGİRAY
@3nokta_page
İnsan neyi düşünüyorsa onun içine saplanmıştır.
Reklam
Hitler'in içteki üstünlük gücünün ardında yatan mantıksal neden şuydu: Yalnız Hitler vardı. "Ben, benden başkası değilim." Evrende ondan başka kimse yoktu, yalnızca nesneler vardı; bu yüzden onun gözünde «kişilik» zamirlerinin hiçbiri duygusal bir içerik taşımıyordu. Bu görüş Hitler'in tasarlama ve yaratma hareketlerinin çapını hiçbir denetleme olmaksızın korkunç bir biçimde genişletti: Bu tür bir mimar için siyaset alanına el atmak çok doğal birşeydi; çünkü o, el attığı yeni nesnelerdeki değişik yanı görmüyordu: Bu "insanlar" öteki araçlar ve taşlar gibi yalnızca kendisine öykünen "nesneler"di. Her aracın bir sapı vardı bu yeni nesnelerin de kulakları vardı. Ve taşları, bu nsanlar öteki araçlar ve taşlar gibi yalnızca kendisine öykünen nesnelerdi. Her aracın bir sapı vardı bu yeni nesnelerin de kulakları vardı. Ve taşları sevmek, onlardan nefret etmek, onlara acımak (ya da onlara doğruyu söylemek) saçmaydı.
Alıntı
Buda'nın öğretisinde özet olarak insanın acılarından ancak içine düştüğü sanrılardan uyanması ve kendi gerçekliğinin farkına varmasıyla kurtulabileceği belirtilir; insan hastalığın, yaşlılığın, ölümün gerçek olduğunu, açgözlülüklə peşinden koştuğu amaçların olanaksızlığını kabul etmelidir. Budist öğretinin söz ettiği uyanmış kişi, narsisizmini yenmiş, bu nedenle bütünüyle bilinçlenebilecek bir kişidir. Aynı düşünceyi değişik bir biçimde de söyleyebiliriz: İnsan yok edilemeyen benlik sanrısından vazgeçer, açgözlülüğünün tüm öteki nesneleriyle birlikte bunu da bir yana atabilirse, dünyaya açıla bilir ve ancak o zaman dünyaya tümüyle ilgi duyabilir. Ruhbilimsel açıdan bütünüyle uyanma süreci, narsisizm yerine dünyaya ilgi duyma tutumunun benimsenmesiyle aynı şeydir.
Alıntı
Reklam