… yeniden baba oluyorum. Facia yani.
… ancak doğum ve ölüm sevimsiz bir oyun. Babam yok olurken bir yaşam ortaya çıkıyor hiç tanımadığım birinin yerini, muhtemelen hiçbir zaman tamamen tanımayacağım başka biri alıyor.
Karım başkaları ne düşündüğüne ve neye inandığını önem verdiğini söyler. Benimse artık umrumda değil bunlar. Kafama taktığım en son şey insanlar ne düşündüğü. Ne düşünürlerse düşünsünler. Onlardan zerre kadar haz etmiyorum zaten, fikirlerine de çok nadir saygı duyuyorum. 
İnsan bir var, bir yok. Bir gün var, bir gün yok. İnsanın olabileceği ve sahiplenbileceği her şey ile – birden bire – olamayacağı ve sahiplenmeyeceği her şey. Çünkü insan son bir kez bir şeyler olduğu ya da son bir kez bir şeyi sahiplendiği için sevimsiz bir durum. Alternatiflerden biri her şeyi içeriyor, diğeri hiçbir şeyi.
Artık kafama takmadığım çok şey vardı. Çalıların arasında, güneş yüzümü ısıtırken düşündüğüm şey, babamın ölmüş olduğu, ilelebet ölü kalacağı, aslında onu hiç tanımadığım ve annem öldüğünü söylediğinde pek bir şey hissetmediğimdi. Geceleyin ölmüştü. Aniden. Sessizce.