Bu gece huzursuz, huzursuz olduğu kadar da güzel bir rüya gördüm.
Rüyamda ben, Thomas ve bir kız çocuğu vardı. Çok güzel, kızıl saçlı, yuvarlak yüzlü ve kalın
kırmızı dudaklı bir kız çocuğu. Bakmaya kıyamıyordum, insanı allak bullak edecek kadar güzel bir kız
çocuğuydu.
Bizim kızımızmış.
Bir zamanlar birileri ölü insanlarla çevrili olduğumuzu söylemişti. Ölü insanlar yollarda
yürüyorlar, yiyip içiyorlar, sevişiyorlar, kitaplar okuyup filmlere gidiyorlar ve önemli insanlarla
tanışıyorlar. Ölü insanların, canlı insanlardan farklı olarak kalpleri çarpmaz, duyguları olmaz,
heyecanlanmazlar. Yalnızca akıllarını, zihinlerini kullanırlar ve kültürleriyle böbürlenmeye
meraklıdırlar.
Beni korkutuyor bu ölü insanlar.
Günün birinde benim de öleceğim düşüncesi beni korkutuyor.
"İçimde beni sımsıkı saran bir mengene var. Kalbimi, beynimi, dilimi sürekli sıkıştırıyor ve beni edilgen, güçsüz, yetersiz kılıyor. Bunun ne anlama geldiğini biliyorsun değil mi? Haa? Biliyorsun değil mi?"