Her seferinde içimden bir ses diyor
ki güzellikte eşsiz ve değerli bir şeyin anısını kendisinde barındırıyor bu koku, çok zaman önce benim olan, ama sonradan elimden
çıkıp giden bir şeyin anısını. Müzik dinlesem gene aynı şey oluyor;
şiir okuduğumda da bazen aynı durumla karşılaşıyorum, ansızın bir şey çakıp parlayıveriyor, bir an sürüyor yalnızca, sanki yüksek bir yerde dikiliyorum, sanki ayaklarımın altındaki düzlükte yitirilmiş bir yurt, bir vatan toprağı serilmiş yatıyor; derken bir bakıyorum yine kaybolmuş gözümün önünden ve unutulup gitmiş. Sevgili Anselm, ben öyle sanıyorum ki dünyada olmamızın hikmeti bu, yitirdiğimiz uzak sesler üzerinde düşünmek, kafa yormak, onları aramak, onlara kulak kabartmak için bu dünyada yaşıyoruz, bizim gerçek vatanımız o seslerin arkasında bulunuyor çünkü."
canım iris! Keşke dünya böyle kurulmasaydı! Yalnızca senin o dünyan olsaydı, çiçeklerin, müziğin, düşüncelerin yer aldığı dünyan; yalnızca o olsa, ondan başka şey olmasaydı, ölünceye kadar seninle yaşamaktan, senin anlatacağın
öyküleri dinleyip düşüncelerini paylaşmaktan başka şey istemezdim.
Her şey sararıp solmuş, kirlenip tozlanmış, mutluluk yine çok uzak yarınlara kaymıştı ve bu mutluluğa
götüren yol da toz toprak içindeydi,sıcakta kavrulan ve hiçbir
olağanüstülüğü bulunmayan sıradan bir yoldu.