Kimseye fark ettirmeden ölüyordum.
Okuduğum kitaplar, dinlediğim şarkılar, fark ettirmeden yüzüne baktığım kadınlar.
İşe giderken bir poşetin içinde sardığım ekmek arası öğle yemeği, mahalle camisinden yükselen sabah ezanı, annemin su sesine benzeyen tespih şıkırtisi hayatta kalmama yetmiyordu...