"Maria, daha doğrusu onun tablosu karşıma çıktığı vakit, bu haldeyim. O beni birdenbire sessiz ve karanlık dünyamdan ayırmış, ışığa ve sahiden yaşamaya götürmüştü. Bir ruhum bulunduğunu ancak o zaman fark etmiştim. Şimdi, geldiği kadar sebepsiz ve ani, çekilip gidiyordu. Fakat benim için
bundan sonra eski uykuya dönmek imkanı yoktu. Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu, Maria Puder'i, Kürk Mantolu Madonna'yı arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha
şimdiden biliyordum. Fakat aramamak
elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkûm ediyordu. Bunu yapmamalıydı..."
"Bir" olduğunda seni kim seçebilir ki artık? Farklılaşabileceğin "başkası" mı kalır geriye? Her şey, her yer "Ben"dir. İşin özü; kendini farklı zanneden, kendini ayırt eden, yanlış kapıda bekliyordur.