Puan vermedi
Bak bu kitaptan başladım Ve 7 tane okuyabilecek kadar Sabır gösterdim ama, Bu başka bir işkence biçimi... Yok böyle bir şey. Kitapta sürekli tekrar eden söz ise Bu tür kitapların ana felsefesidir. Ramtha : Bilinç ve Ruh, realitenin doğasını yaratır. Bak sadece bu kitapta Yûzden fazla yerde bu söz geçiyor. Ve bir noktadan sonra Bıkmadım mı Ramtha abla dedirtiyor. Ama Ramhta hanım, 35 bin yıl önce ( aynen öyle, 35 bin yıl yaşadığını hesaplamış ) Daha önceden Lemuryalı bir Askerden kafaya kılıç yemiş ve yine de Yaşama tutunup üstad olmayı Başarmış bir kimse olduğundan, Bıkmam evladım, Zira bu işlerde çok para var yani diyor. Not : Aynen öyle, diğer kitaplarda da geçiyor
1000Kitap
Beyaz KitapRamtha · Akaşa Yayınları · 2006432 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 32. kitabı
Abdülkadir Geylânî’nin kaleme aldığı Fütûhü’l-Gayb, tasavvuf düşüncesinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, okuyucuyu yalnızca bilgiyle değil, manevi bir yolculukla da buluşturur. Eserde nefis terbiyesi, tevekkül, sabır, teslimiyet ve Allah’a bağlılık gibi konular sade fakat etkileyici bir üslupla ele alınır. Yazar, insanın dünya hırslarından uzaklaşarak kalbini arındırmasını ve manevi olgunluğa ulaşmasını öğütler. Verilen nasihatler yalnızca dönemin insanına değil, günümüz okuyucusuna da hitap edecek evrensel bir niteliğe sahiptir. Yer yer ağır tasavvufî kavramlar bulunsa da eserin temel mesajı açık ve güçlüdür. Manevi gelişim, iç huzur ve tasavvuf kültürüne ilgi duyan okuyucular için değerli bir başvuru kaynağı olan Fütûhü’l-Gayb, İslam düşüncesinin derinliklerini keşfetmek isteyenlere önemli bir perspektif sunmaktadır.
Fütuhu'l GaybAbdülkadir Geylani · Alperen Yayınları · 20031,952 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mahur Beste: Bir Medeniyetin Sessiz Vedası
5/10
·160 syf.··
2011 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2011 00:00
Yazarın doğum günü olması sebebiyle yıllar önceki incelememi buraya taşımak istedim. Bazı kitaplar bittiğinde geriye olaylar kalır, bazılarıysa yalnızca hisler bırakır. Mahur Beste benim için ikinci gruba giren romanlardan biri oldu. Sayfalarını çevirdikçe bir hikâyeyi takip etmekten çok, değişen bir dünyanın sessizce dağılışına tanıklık ettiğimi hissettim. Ahmet Hamdi Tanpınar bu romanda okuru büyük olayların peşinden sürüklemiyor; aksine zamanın, hatıraların ve değişimin insan ruhunda açtığı izleri göstermeyi tercih ediyor. Belki de bu yüzden Mahur Beste, ilk bakışta sakin görünen ama üzerine düşündükçe derinleşen romanlardan biri. Roman, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir zaman diliminde geçiyor. Ancak bu dönem, tarih kitaplarında alışık olduğumuz büyük olaylarla değil; insanların hayatındaki küçük kırılmalar, aile ilişkileri ve değişen yaşam biçimleri üzerinden anlatılıyor. Tanpınar, bir medeniyetin dönüşümünü meydanlarda değil, evlerin içinde, sohbetlerde ve insanların iç seslerinde görünür kılıyor. Romanın merkezindeki Behçet Bey, Tanpınar'ın en etkileyici karakterlerinden biri. İlk bakışta kararsız, içine kapanık ve hayata tutunmakta zorlanan bir insan gibi görünse de zamanla onun yalnızca bireysel bir karakter olmadığını fark ediyoruz. Behçet Bey, eski ile yeni arasında sıkışmış bir toplumun sembolü hâline geliyor. Geçmişe ait değerlerle yetişmiş ama geleceğin gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kalmış bir kuşağın sessiz temsilcisi gibi. Roman boyunca karşılaştığımız diğer karakterler de keskin çizgilerle çizilmiş kahramanlar değil. Hepsi kendi kırgınlıklarını, özlemlerini ve hayal kırıklıklarını taşıyan insanlar. Tanpınar'ın en güçlü yanlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Karakterlerini yargılamıyor; onları bütün çelişkileriyle
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
10/10
·167 syf.·
2026 2. kitabı
"Aşk, insanı kendi varlığından vazgeçirip sevgilinin varlığında yok eden kutlu bir deliliktir. Gerçek aşk, insanı dünyevi hırslardan temizleyen ve ruhu özgürleştiren en yüce duygudur." İskender Pala, Aşka Dair ile okuyucuya popüler kültürün basitleştirdiği "aşk" kavramının aslında ne kadar kutsal, emek isteyen ve sabır gerektiren bir yolculuk olduğunu hatırlatır. Kitap, edebi bir manifesto niteliğinde olup, aşkı sadece hissetmekle kalmayıp onun felsefesini anlamak isteyen okurlar için rehber niteliğindedir.
Duygu ve Düşünce
Aşka Dairİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,114 okunma
Puan vermedi·146 syf.··
2026 124. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitapla geldim. @alkakpnr ’ın kaleminden çıkan “Ben Sandığım Sen”, modern dünyanın tam ortasında durup “Ben bu işin neresindeyim?” sorusunu sorma cesareti gösteren herkes için adeta bir iç döküş ve derin bir aynalama niteliği taşıyor. Kitap, “Diplomamda mimar yazıyordu. Ama hayatımda hiçbir şey inşa etmemiştim.” diyen bir anlatıcının kırılma anıyla başlıyor. Teknik çizimlerin, onayların, e-posta zincirlerinin ve başkalarına ait projelerin gölgesinde geçen bir ömrün, kendi içsel yıkımını fark etmesiyle yön değiştiren bu hikaye, aslında hepimizin modern zamanlardaki o büyük sıkışmışlığının berrak bir özeti gibi karşımıza çıkıyor. Yazarın bir mimar olması eserin dokusuna öyle zarif bir şekilde işlenmiş ki, okuyucu sayfaları çevirdikçe sadece dış dünyadaki yapıların değil, bir insanın kendi ruhunu adadım adım nasıl inşa ettiğini veya onardığını izliyor. Sıradan bir kurgu ya da bildiğimiz anlamda bir arayış hikayesi olmanın çok ötesine geçerek, hakikate doğru bizzat insanın kendine düştüğü samimi bir yolculuğa dönüşüyor. Anlatıcı geçmişte cevaplar ararken, yol aldıkça anlam arayışının daha zorlu, sabır ve merhamet isteyen patikalarına sapıyor; hatta bazen en büyük erdemin susmak olduğunu keşfediyor. Gelenekle modernlik arasında sıkışmış bu zihne yol boyunca Sokrates’ten İbn Arabi’ye, Gazali’den Mevlânâ’ya uzanan kadim köprüler, zamansız birer dost gibi eşlik ediyor. Bu karşılaşmalar metne hem entelektüel bir derinlik katıyor hem de ruhu teskin eden sakin bir denge getiriyor. Kitap boyunca süren bu yoğun ve derin sorgulamalar, okuyucunun karşısında bir yazar değil, doğrudan kendi iç sesi konuşuyormuş hissi oluşturuyor. Yönünü kaybetmemenin, kendini büyük zanneden ama aslında hala öğrenmeye çalışan küçük bir çocuk olduğunu kabul etmenin
Ben Sandığım SenAlkan Akpınar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20263 okunma
1/10
·208 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:17
Merhaba kitap dostlarım. 202 sayfalık bir kitapla karşınızdayım.. Kitabı 150. Sayfaya kadar ancak okuyabildim.. şimdiye kadar okumaya çalıştığım en sıkıcı kitaptı diyebilirim.. tavsiye etmiyorum Kitapla kalın dostça kalın
Kül MevsimiFatih Onaydın · Nemesis Kitap · 202319 okunma