Sabri Terzioğlu

9/10
·208 syf.·
Beğendi
·
75 günde okudu
·
2025 2. kitabı
Beyhan Budak
8.6/10 · 12,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sonuç olarak, değersizlik hissediyorsan, yaşadığın olumsuz deneyimler her zaman yaşanacak gibi düşünürsün, belli bir alandaki sorunu hayatının her alanına genellersin ve olumsuzlukları kendine, olumlu gelişmeleri şansa ve dış faktörlere bağlarsın. Ve böyle olunca zaten değersiz hissederken, benlik değerin hiç beslenmediği gibi her seferinde kısır bir döngüye takılıp daha fazla değersiz hissedersin. Hayat yolunda kötü şeyler yaşarken bu durumların her zaman geçici olduğunu ve bir ömür sürmeyeceğini, bir alanda başarısız olmanın her alanda başarısız olduğun anlamına gelmediğini ve olumsuz şeylerde çevresel faktörleri es geçmemen gerektiğini unutmamalısın. Kendine güzel giden şeylerde en önemli payın senin olduğunu hatırlatmalısın. Böylece benlik değeri hesabında bolca birikimin olacak.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanın huzurlu olmasını sağlayan en önemli şeylerden biri; her şeyi bilmediğini, her şeyi bilemeyeceğini ve bunun bir sorun olmadığını fark etmektir.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı
Geçmişinin yükleri hala omzunda mı?
Hepimiz biraz yaralıyız, sanırım insan olmanın doğasında var yaralı olmak. Geçmişte yaşadığımız şeyler ruhumuzda küçük ve büyük yaralar açtı. Bu yaraların izleri kalmış olsa da şu anki yaşantımızı çok fazla etkilememesi gerekir. Ama bazı insanların yaraları o kadar derindir ki, günümüzde bile üzerinden yıllar geçmiş olduğu halde hala ilk günkü gibi acımaya devam eder. Bazen insan geçmişinde yaşadığı olumsuz olayların olduğu ana takılı kalır, yıllar geçse de o anın duygusal seviyesinden çıkamaz ve yıllar boyunca bir kısırdöngünün içine hapsolmuş gibi olur. İlk olarak söylemem gereken şey geçmişte ne yaşadıysan yaşadın, belki sana büyük acılar çektirdi birileri, belki alman gereken sevgiyi vermediler, belki seni yok saydılar, belki de çok daha kötü şeyler yaptılar. Geçmişin yükleriyle başı belada olan birçok kişi, sanki o yaranın oluştuğu an tekrar tekrar yaşıyor gibidir. Ve zihninde durmadan bir mücadele vardır, sanki geçmişi değiştirebilecekmişsin gibi, öfkenle ve yaraya neden olan kişi ya da kişilerle savaşır durursun. Geçmişinden kurtulmak istiyorsan geçmişin geçmişte kaldığını ve bu konuyu değiştiremeyeceğini kabullenmelisin. Bunu ilk kez söylediğim insanlar genelde çok şaşırırlar. Çünkü kabullenmek demek çoğu insan için yenilgiyi kabul etmek anlamına geliyor. Eger geçmişinde uğradığı haksızlıkları kabul ederse, sanki kendisine haksızlık yapan o insanları onaylayacakmış ya da onlara iyilik yapacakmış gibi düşünür. Ama işin aslı bu yanlış bir düşüncedir. Geçmişinde olan bir şeyi değiştiremezsin, keşke böyle bir imkanımız olsaydı. Eğer böyle bir gücüm olsa o kadar çok insanın geçmişine dokunmak isterdim ki. Ama geçmişte olan şeylerin bizi bugün bu kadar yoğun etkilemesini engelleyebiliriz. Fark etmen gereken şeylerden birisi şu: Artık geçmişteki olayların oyuncusu
Sayfa 115·Kitabı okudu
Alıntı
Yaşadığın Acıların Bir Anlamı Olmalı
İnsan acı çekerken, hep neden bunları yaşıyorum diye durmadan sorgular. Ama insanın olgunlaşma süreci düz bir çizgiden oluşmuyor hiçbir zaman. Başımıza iyi ya da kötü şeyler gelebiliyor bu süreçte. Ben insanın bu pişme sürecini, çayın demlenmesine benzetirim hep: Sen bir susun; hep çaya ulaşmayı ve demlenmeyi arzuluyorsun. Bu süreçte yavas yavas pişmeye başlıyorsun, ısındıkça kötü hissediyorsun, "Neden ısınıyorum, neden bunlar başıma geliyor?" derken acı gitgide artmaya başlıyor. Kendi içinden belki söyleniyorsun su olarak, tek istediğim çayla kavuşmak ve demlenerek güzel bir çay olmaktı, nedir bu çektigim diye. Bu acı veren sıcaklık içerisinde günler geçerken birden fokurdamaya başlıyorsun ve içinde isyan yükseliyor, artik ben bu acıya dayanamıyorum diyorsun. Halbuki sana acı veren o fokurdama hali bir yandan bazı şeylerin zamanının geldiğini müjdeliyor sana. Kaynama haline ulaştıktan sonra çayla bulusuyorsun nihayet ve bir süre dinginlik hali geliyor üzerine. Bu dinginlik halindeyken, sorguluyorsun yaşadıklarını, neden sıcağa maruz kaldığını, neden acı çektiğini anlamaya başlıyorsun yavaş yavaş. Hiçbiri anlamsız değildi çektiklerinin, seni bu noktaya getirecek olan şeylerden birkaçıydı. İşte bu anlamlandırma süreci, demlenme süreci oluyor, sen anlamını buldukça demini alıyorsun aslında. Ve en sonunda inanılmaz canlı renkleri ve efsane güzel bir tadı olan bir çay oluyorsun. İşte yaşadığımız bütün acılar belki biz bunları hak etmesek de bize farklı bir deneyim sunuyor, olgunlaşmamızı ve demlenmemizi sağlıyor.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı