Zira Marie Curie'nin herhangi bir şey keşfedecek beceriye sahip olmadığını ima edenlerin sayısı epey kabarıklı; Marie Curie ise bütün o dönem boyunca tek başına bir kadın olarak kendini kanıtlamak zorunda kaldı. Ama "kurulu düzen"in bilim adamlarının şöhretinden etkilenmeksizin, kendi tarzınca, biraz sert bir biçimde yaptı bunu.
En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir. Vermek nedir? […] Bu konudaki en yaygın yanlış anlama, vermenin bir şeyden "vazgeçme", bir şeyden yoksun kalma, bir başkasının uğruna kurban olma gibi anlaşılmasıdır. Kişiliği gelişmemiş, yönelimleri "hep bana"cı, sömürücü ya da istifçiliğin ötesine geçmemiş kişi sevme edinimini böyle anlar.
Aslına birbirleri için o yanıp tutuşmalar, deli divane olmalar, daha önceki yalnızlıklarının derecesini gösteren bir kanıtken, sevgilerinin şiddetinin bir ölçüsüymüş gibi kabul ederler.
Otizm tarihindeki gerçek kahramanlar, ebeveynlerdir. Onlar hizmet almak için mücadele vererek, araştırmaları teşvik ederek çocukları için fark yarattılar.