Puan vermedi·392 syf.··
2026 77. kitabı
Geçen davanın katilini yakalamasının üzerinden henüz üç ay geçmişken, uğradığı haksızlıklar yüzünden Cinayet Masası’ndan Bromley Proje Ekibi’ne katılan Dedektif Erika Foster için yeni görevi biraz pişmanlık yaratır. Kendisini uyuşturucu çetelerinin peşinde, masa başında ve ait hissetmediği bir yerde bulan Erika, eski bir taş ocağı göletinin dibinde dört milyon sterlinlik uy*şturucu bavulunu aratırken asıl sürprizle karşılaşır. ​Suların altından sadece uy*şturucu değil; paslı zincirlere sarılı, 26 yıldır karanlıkta bekleyen 7 yaşındaki Jessica Collins’in iskeleti çıkar. Yeni birimi geçmişte kalan bu davanın üzerini kapatmaya çalışsa da Erika, ruhundaki o bildik adalet dürtüsüyle çeyrek asırlık bu vahşeti aydınlatmak için hem yeni amirlerine hem de geçmişin katiline karşı tek başına savaş açar. Neyse ki bu savaşta eski ekibinden sadık dostları Moss ve Peterson onun yardımına koşar. Erika'nın yeni görevi ile eski birimini ortak bir çalışma zemininde buluşturan bu lanetli dava, geçmişle bugünün hesaplaşmasını da kaçınılmaz kılar. Ama bu sandığı kadar kolay olmayacaktır. ​Erika’nın, bunca yıl sonra neredeyse tüm delillerin yok olduğu bir cinayetin peşine düşmesi sıradan bir inat değil; onun adalet eyleminin ta kendisi. Ancak o geçmişi deştikçe, o dönemin karanlık sırlarını saklayan duvarlar sarsılıyor ve karşımıza sadece eski bir katil değil, gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için yeni cinayetler işlemekten çekinmeyen canlı bir canavar çıkıyor. Soruşturma ilerledikçe davanın sadece dışarıdaki düşmanlarla değil, teşkilatın içindeki köstebeklerle, bürokratik engellerle ve iki farklı birim arasındaki sürtüşmelerle de bir savaşa dönüşmesi, kitabın gerilimini tırmandırıyor. ​Erika'yı benim gözümde kurgusal bir figürden çıkarıp kanlı canlı, nefes alan gerçek bir
Derin SularRobert Bryndza · Yabancı Yayıncılık · 2018544 okunma
10/10
·564 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:58
Günümüz popüler kültüründeki abartılı, lüks ve kusursuz düğün algısının aksine; İpek Ongun bu kitapta bütçe planlamasına, sadeliğe ve maneviyata vurgu yapıyor. Serra ve Özgür’ün karşılaştığı pürüzler, aileler arası tatlı uyuşmazlıklar ve bunların olgunlukla çözülmesi okuyucuya gerçekçi bir rehber sunuyor."Şimdi Düğün Zamanı", sadece bir evlilik hikayesi değil; 2000'lerin başından beri Türk gençliğinin elinden düşmeyen bir serinin,içimizden biri haline gelen Serra'nın olgunlaşma diplomasıdır.Eğer seriyi baştan beri takip ettiyseniz bu kitap sizin için eski bir dostun mutlu gününe şahitlik etmek gibi hissettirecektir.Seriyle yeni tanışacak olanların ise mutlaka ilk kitaptan başlaması, bu son kitabın yaşatacağı duygusal tatmin için şarttır.
Şimdi Düğün Zamanıİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20125,6bin okunma
Reklam
9/10
·875 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:04
Akıl ve bilimi kullanarak hayatta kalmayı anlatmış Jules Verne. Her kitabında olduğu gibi bilgi birikimi ile insanı hayrete düşürüyor. Roman, Amerika İç Savaşı sırasında balonla kaçan beş kişilik bir grubun, haritalarda dahi görünmeyen ıssız bir adaya düşmesiyle başlıyor. Kahramanların adeta sıfırdan bir dünya yaratırcasına verdiği mücadeleyi izliyoruz. Tabii esere adını veren esrarengiz olaylar da bir süre sonra ortaya çıkıyor. Metropol Yayınları'nın üç ciltlik basımını okudum. Açıkçası ilk kitabı biraz zorlayarak bitirdim. Adayı tanıtırken çok fazla yön adı ve coğrafi terim kullanılması akıcılığı düşürmüş. (Hobbit'te olduğu gibi bir harita verilseydi Jules Verne'in anlattıklarını takip etmek çok daha keyifli olabilirdi.) Ancak ikinci kitaba geçtiğimde esrarengiz olayların başlamasıyla sürükleyicilik hat safhaya çıktı. Adaya yeni kişilerin gelmesi, ada istilası, doğal felaketler , gizemlerin artması vs. merak unsurunu canlı tutmayı başarıyor. Romanın sonuna doğru Denizler Altında Yirmi Bin Fersah kitabı ile olan bağlantı beni çok şaşırtmıştı. Hak ettiği değeri görmeyen kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum, güncel basımı dahi yok, böyle bir eserin sadece çocuklar için kısa basımlarını ile tanınması üzücü. Jules Verne'nin diğer kitaplarında olduğu gibi sürekli kitapları çocukların seviyesine indirgeniyor maalesef. Öneri: Kitabı ithaki yayınlarından okumanızı öneririm metropol yayınlarının çevirisi fena olmasada akıcılığı biraz düşürdüğünü gördüm(bazı karakter soyadlarını dahi farklı)
1000Kitap
Esrarengiz Ada (3 Cilt Takım)Jules Verne · Metropol yayınları · 20033,024 okunma
6/10
·470 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:48
4 günde okudum yengemin kitabıydı bu ay eski kitaplarımı okumaya devam ediyorum yenilerini almadan önce bu kitapda eskilerinden birydi heycanla okudum ilk kerbela romanıymış gayet akıcıydı. Aşk, canı canana feda etmektir; tıpkı Kerbela toprağında açan o son gül gibi diyerek bizi o dönemin hüznüne ve sadakatine ortak ediyor. Kitap sadece bir tarihi anlatmakla kalmıyor, inancın ve sevginin ne anlama geldiğini de derinlemesine sorgulatıyor. Dönem tasvirleri o kadar güçlüydü ki okurken kendimi o atmosferin içinde hissettim. Klasik tarihi romanlardan sıkılanlar için kesinlikle farklı ve sürükleyici bir alternatif. Kitaplığımda beklettiğime değen, etkileyici bir eser oldu.
Aşkın ŞehidiAhmet Turgut · Paradoks Yayınları · 20121,901 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 5. kitabı
O kadar gzüel anlatmış ki Nurdan Damla okurken kendinizi ordaymış gibi hissediyorsunuz. Hz. Fatıma’yı görüyorsunuz sanki … Okuyun okutun kanaatimce sadece kadınlar okuyacak diye bir şey yok çünkü kitapta Peygamberimizin (s.a.v)ve Hz. Ali’nin Fatıma annemize nasıl davrandıklarını da konu aldığı için erkeler de çok faydalanır diye düşünüyorum. Keyifli okumalar
Sevgili'nin Gül Goncası Hazreti FatımaNurdan Damla · Hayat Yayınları · 2017593 okunma
Bir Ömrün Direnişle Yazılan Hikâyesi
10/10
·184 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:07
"Benim değil bu hikâye, bir başkasının hayatını anlatıyor.  (...) 1976 Haziranı'nda Paris'te, metroda tesadüfen çıktı karşıma. "İşte o!" diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Görür görmez tanımıştım." Evet, Amin Maalouf'un hikâyesi değildi bu; bir tarih kitabının sayfalarında yer alan, bütün ufku dolduran bir posta vapurunun altında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kadim Topraklar'dan Direniş saflarına savaşmaya giden ve dönüşte de kahraman gibi karşılandığı yazan bir görselin içerisindeydi İsyan. İlk karşılaşma metro istasyonunda gerçekleşmişti. Ve onun sorduğu tek soru şuydu: "Bir sokak arıyorum. Bu civarda olmalı. Adı Hubert Hughes." İsyan'ı takip etme merakına yenilmişti anlatıcı. Aradığı sokağa kadar eşlik etme fikrine sadık kaldı. Kafasına takılan o tuhaf soruyu sordu adama: "Kaç numarayı arıyorsunuz?" Adamın vermiş olduğu yanıt içini daha da büyük bir merakla kapladı. Hayır, belirli bir numarayı aramıyordu, sadece sokağı görmeye gelmişti.             Hubert-Huges Sokağı                      Direnişçi                    1919-1944 Sıradan bir insan baktığında bu sokak adı hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ancak onun için maziyi simgeliyordu. Paris'te direnişçilerin adını taşıyan otuz dokuz sokağı keşfe çıkmıştı. Fakat bu gezi için yalnızca dört günü vardı. Neden dört gün? Çünkü dört günün sonunda geleceğinin yönünü belirleyecek bir olay meydana gelecek... Yıllardır sessiz kalma mecburiyetinde bulunmuş İsyan Kitabdar, ilk kez derdini anlatmak için birine teslim oluyordu. Devrimci bir babanın tıp fakültesinde okuyan oğlu da tıpkı babası gibi direnişçi olmayı tercih etmişti. 6 Nisan 1909. O gün ne mi olmuştu? "Benim doğmama neden olan bir kıyamet." Adana'da ayaklanmalar başlamıştı. Ermeni mahalleleri yakılıp talan hale getirilmişti. Yıllar
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Reklam
Reklam