Elif Sakarya

Gülüyor Salpa... bütün yenilmiş acılara gülebiliyor. Acı, eziklik veren doyumsuz bir tad olarak. Bir zamanlar ağladı­ğı, dünyanın başına yıkıldığını sandığı olaylara acıyla gülüyor.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
...öndekiler nereye dek geliştirirler geridekileri; geridekiler nereye dek severler öndekileri? Nerden sonra başlar sevgi nefret? Nerden son­ra gelişir iki yüzlülük?
Nedir bu aşırı şüphe, aşırı güvensizlik?.. Her başarının bile aslında bir tuzak olduğu­nu, başarının o dar sınırları içine kapandığı an­da başarısızlığın başladığını yeni anlıyor... At­tığı golün üstüne yatan kötü futbolcu gibi bir başarıya sığınmak budalalığı...
Gülümsüyor... Hayatı hep kolay, en ucuz yanlarından yakalamaya çalışmak duygusu, işte o günlerde döllenmiş duygulardı. Herşeyi dışardan, başkalarından beklemek, kaptığıyla, ele geçirdiği ile yetinmek, kaptığını korumak buda­lalığı... yarından korkarak... her yeni şeye bir düşman gözüyle bakarak, herkesten bir kötülük bir zarar bekleyerek..
Akşamlan gün batarken gökyüzü kırmızı olur, insanlar evlerine dönerken özlem olur, do­kundukça sızlayan tel olur... Martı kanatlarında acı bir sevinç, sıkıntıda umut... Umut umutsuz­luğun bir ucu mudur Salpa? Umut, umutsuzlu­ğun çiçeğidir. Hoş kokulu, mavi bir çiçektir dur­madan açan.