Gülüyor Salpa... bütün yenilmiş acılara gülebiliyor. Acı, eziklik veren doyumsuz bir tad olarak. Bir zamanlar ağladığı, dünyanın başına yıkıldığını sandığı olaylara acıyla gülüyor.
...öndekiler nereye dek geliştirirler geridekileri; geridekiler nereye dek severler öndekileri?
Nerden sonra başlar sevgi nefret? Nerden sonra gelişir iki yüzlülük?
Nedir bu aşırı şüphe, aşırı güvensizlik?..
Her başarının bile aslında bir tuzak olduğunu, başarının o dar sınırları içine kapandığı anda başarısızlığın başladığını yeni anlıyor... Attığı golün üstüne yatan kötü futbolcu gibi bir başarıya sığınmak budalalığı...
Gülümsüyor... Hayatı hep kolay, en ucuz yanlarından yakalamaya çalışmak duygusu, işte o günlerde döllenmiş duygulardı. Herşeyi dışardan, başkalarından beklemek, kaptığıyla, ele geçirdiği ile yetinmek, kaptığını korumak budalalığı... yarından korkarak... her yeni şeye bir düşman gözüyle bakarak, herkesten bir kötülük bir zarar bekleyerek..
Akşamlan gün batarken gökyüzü kırmızı olur, insanlar evlerine dönerken özlem olur, dokundukça sızlayan tel olur... Martı kanatlarında acı bir sevinç, sıkıntıda umut... Umut umutsuzluğun bir ucu mudur Salpa? Umut, umutsuzluğun çiçeğidir. Hoş kokulu, mavi bir çiçektir durmadan açan.