Salpa Selimiye Üçlemesi 2

8,9/10  (11 Oy) · 
32 okunma  · 
9 beğeni  · 
944 gösterim
Yılmaz Güney’in Selimiye Üçlemesi’nin ikinci kitabı Salpa, Hücrem’in son satırında tanıştığımız Mehmet Salpa’nın Konya’dan İstanbul’a uzanan bir süreçte, sert yaşam koşulları içerisinde bilinçlenmesinin öyküsü.

“Kimdir bu vapur, otobüs, tren, uçak seferlerini, onların yolcularını ayarlayanlar? Kimdir radyolarda falan saat reklamlar, yurttan sesler, filan saat Henry Mancini orkestrası diyen? Kimdir yüz beş liralık ayakkabıyı iki yüz doksana, dört yüz kırk liralık ceketi altı yüz on liraya fırlatan?

İnsanları geleneksel bir telaş ve yetmezlik içinde oradan oraya koşturan, Afrika’ya beyaz kadın kaçıran, namlulara mermi süren, acımasız tetik çektiren, öğrencileri kırdıran, ezen, çocukları ağlatan kim?”
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2017
  • Sayfa Sayısı:
    104
  • ISBN:
    9786053756514
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
mithrandir21 | Uğur D. 
 14 May 20:20 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Selimiye Üçlemesi’nin ilk kitabı Hücrem’in son satırında ismini öğrendiğimiz Memet Salpa’nın, çocukluğunu, büyümesini, İstanbul’a gelişini ve İstanbul’da yaşadığı zorlukları, sorularını ve bulduğu cevapları okuyoruz. Yılmaz Güney bu kitapta Hücrem’de üzdüğünden daha fazla, huzursuz ettiğinden daha fazla etki ediyor. Kitap boyunca depresyona girme ihtimali bir hayli yüksek. Kitap kısa ama derin, edebi değeri ise yüksek cümlelerle donatılmış.

Salpa, kendine yansıyan savaşın en amansızını kendi içinde verecekti. Yeni ile eski, değişenle değişmeyen, gelişenle direnen arasında olan savaşı. İki tarafın da kaybettiği değil mağlup ve galip tarafın olduğu bir savaş. Salpa’nın kendi kendisine yaptığı cunta da diyebiliriz. Salpa, sen savaşın, bireysel küçük bir alanısın, senin savaşının ne olduğunu bilmen lazım, senin savaşın reform mu yoksa devrim mi Salpa? Ben karar veremedim senin savaşına.

Salpa ile kitap boyunca konuşuyoruz ve Yılmaz Güney vasıtası ile ona sorular soruyoruz. Konuş be Salpa konuş, anlat içindekileri, yüz iki sayfa yetmez senin içindekilere, daha çok sorgula sen, daha çok soru sorulsun sana, daha çok konuş sen. Görebildiğin, duyabildiğin her şey seni etkiler mi Salpa? Gördüklerin, duydukların hatta düşündüklerin bilinçaltında birikir mi? Farkındasın Salpa sen, bizler de farkındayız, boşa korkmuyorsun sen hatta kimse boşa korkmuyor ama doğru mu yapıyoruz Salpa? Her gün ayrı bir sorundur. Korku olması mı lazımdır yoksa korkuyu yenip içimizde hep cesaret mi olmalıdır Salpa? Ne de güzel anlattı sana Hamal Ismayıl korkuyu ve cesareti. Keşke daha çok konuşsaydı Hamal Ismayıl değil mi Salpa? Ben de senin gibi şaşırdım bir hamaldan nasıl olur da böyle güzel sözler çıkar diye, yoksa önyargılı mı davranmıştım ben de? Hakkımızı aramak bu kadar zor mu Salpa, burada anayasa da yoktur, babayasa da yoktur, sadece “sopayasa” vardır diyen polise bir iki çift laf etmek gerekmez mi Salpa? O polisin yaptıklarına karşı hak aramak gerekmez mi Salpa? Anayasa içinden madde on dört, madde otuz bir, hatta madde altmış ikiyi okuduktan sonra bir şeyler yapmak, hakkımızı aramak neden bu kadar zor ki Salpa? Neden bunları yapmaktan bu kadar korkarız? Kim korkutur? Neden korkutur? Niçin korkutur? Küçükken cinden, periden, öcüden, hortlaktan, sana şeker verilirse sakın alma denilen adamdan, çocuk kaçıran çingeneden olan korkularımız biz büyüyünce devlet işleri, memur, zabıta, bekçi, inzibat, polis ve asker mi oldu Salpa? Korku olması gereken bir his ama bizim bunlardan korkmamız gerekiyor mu gerçekten Salpa, neden bunlar korku unsuru hiç düşündük mü acaba? Sorulacak çok soru var Salpa ama o sorulara sen, Kıvırcık ve Hamal Ismayıl cevap verir mi, cevap verirse ne olur hiç bilmiyorum Salpa.

Neler yapacaksın Salpa yeni kitapta çok merak ediyorum, Kadir ile nerelere gideceksin acaba? Kitabın adı da Sanık’mış be Salpa ve bu isim beni korkuttu. Korkmam gerekir mi bilmiyorum Salpa? İlk kadını neden orada tanıdın Salpa, kimsin sen, nesin sen? Vatizdiz? Soyadın gibi gevşek, iş bilmez tembel biri misin?

Ah be Salpa çok çektin, çok üzdün ve huzursuz ettin. Yılmaz Güney belki benim kadar soru sormamıştır sana ama merak ettirdin be Salpa. Hidrojen atomunda nötron yoktur be Salpa.

https://www.youtube.com/watch?v=1lwejdOrlro

Cemil Bozkurt 
17 May 01:05 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Şimdi sana, korkma, yiğit ol diyemem yeğenim. Kork. Hemi de üzülmeden, sıkılmadan kork. Bir gün, cesaret sana mutlaka gerekse, mutlaka cesur olacaksın. İşte sahici cesaret odur ve bize gerekli olan da budur. Anlıyor musun? Korku birike birike cesaret olur yeğenim. Acılar birikir sevinç olur

Serhat Erdoğan 
 13 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

İyi bir senaristin aynı zamanda iyi bir yazar olması gerektiğinin kanıtı bu kitap Öykü karakteri Mehmet Salpa'nın başından geçenleri bir çırpıda okuyabilirsiniz. kitabı kapattığınızda her ne kadar içiniz buruk olsa da her ne kadar kızgın olsanız da kesinlikle okuduğunuz için pişman olmayacağınız ve keşke biraz daha uzatsaydı da sinemasını çekseydi diyeceğiniz bir kitap.

Zafer DENİZ 
23 Şub 2016 · Kitabı okudu · 6/10 puan

defalarca geriye dönüp tekrar tekrar okutuyor. Çünkü bir yerdeyken bir anda bambaşka bir yerde buluyorsunuz kendinizi. buraya nasıl geldim diye tekrar başa dönüyorsunuz. müthiş bir dil...

hüseyin yıldırım 
28 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yine bir Türkiye gerçeği... 1970 sonrası büyük şehirlere büyük umutlarla göç eden insanların hikayesi... Başarılı bir şekilde, Yılmaz Güney ustalığıyla gözler önüne seriliyor.

Kitaptan 6 Alıntı

mithrandir21 | Uğur D. 
12 May 08:56 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kim? Niye? Niçin? Kimler için?
İnsanları geleneksel bir telaş ve yetmezlik içinde oradan oraya koşturan, Afrika'ya beyaz kadın kaçıran, namlulara mermi süren, acımasız tetik çektiren, öğrencileri kırdıran, ezen, çocukları ağlatan kim?
Dayanılmaz acılar saçan kim?
Kimdir sardunyayı, yasemini ve hanımelini sevmeyen?
Kimdir gül fidanlarını kıran, akşamsefalarını solduran?
Kimdir bu düşünceleri bilince çıkartan?.. Kim? Ne?
İşte Salpa'yı çaresiz kılan, bir lokma ekmeği rahat yedirtmeyen, bir yudum suyu rahat içirtmeyen; uykularını kaçırtan... Kendine saygısını yitirten... Kim? Ne? Niye? Nasıl? Kim için?.. Kimler için?.. soruları...

Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 9 - İthaki Yayınları)Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 9 - İthaki Yayınları)
mithrandir21 | Uğur D. 
 13 May 09:53 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kapitalizmin tavlama yöntemi: Reklam
Binlerce, yüz binlerce, milyonlarca insan masa başlarında milyonlarca saat harcayarak, halkın cebindeki her bir kuruşu kapmak için yarışıyor... En çarpıcı rengi, en aldatıcıyı, en etkiliyi bulan kazanacak...

Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 13 - İthaki Yayınevi)Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 13 - İthaki Yayınevi)
mithrandir21 | Uğur D. 
 12 May 14:40 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Önyargılardan kurtulmalıydı. Çünkü onlar, önyargılar, kalıplaşmış düşünce yapısının, değişimi istemeyen güçlerin kapı köpekleriydi, bekçileriydi. Yeni bir olgunun, bir görüşün, tartışma masasına yatırılmadan cezalandırılması, önemsenmemesi için tepkiler gösterirdi... Önyargılar, gelişmenin en büyük engellerinden biriydi. Onu yıkmalıydı, aşmalıydı...

Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 10 - İthaki Yayınevi)Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 10 - İthaki Yayınevi)
mithrandir21 | Uğur D. 
12 May 18:59 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Don lastiği için ayırdığın parayla bilmem ne birası içirecekler sana... Tutsak edecekler seni. Yutacaklar; cebindeki son kuruşa dek... Tüketecekler... İliğini sömürecekler... Ananı belleyecekler... İçimize özlemler, istekler ekecekler, günün birinde biçmek için... Özenti ağaçları dikecekler içimize, tuzaklar kuracaklar... İçimize yerleştirilen hareket ettirici, seçici, karar verici motorun komutası elimizde değildir artık. Özgür isteminle yaptığını sandığın şeylerde bile özgür değilsin artık... Bakkaldan sabun isteyeceksin, "Ne sabunu, hangi sabun, nasıl sabun?" diyecekler... O an, açık hiçbir baskı söz konusu değilken, kafana çakılan bir sabun elini uzatacak... Beni... Ananın dini...

Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 14 - İthaki Yayınları)Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 14 - İthaki Yayınları)
mithrandir21 | Uğur D. 
 13 May 20:12 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Onlar utansınlar
"Bak arkadaş," dedi. "Ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz. Şimdi sen ne satıyorsun?"
"Leblebi, çekirdek."
"Ne sattığını bilmezlerse, kime ne satacaksın? Şimdi in kıyıya, aşağıya. Gücün yettiğince bağır. Yüz kere leblebi, yüz kere çekirdek, yüz kere de fıstık diyeceksin. Utanmak sıkılmak yok. Gırtlağın yırtılırcasına bağıracaksın denize doğru. Ben sayacağım. Sen bağır, in şimdi."
"Tamam, bağırırım," dedi Salpa. "Gidelim, dolaşırken bağırırım."
"Burda, önce burda bağır."
"Ayıp olur, gelen geçenlere ayıp olur. Gidelim, dolaşırken bağırırım."
"Geçenlerden bize ne, niye ayıp olsun onlara? Onlar kim? Biz aç sefil gezerken, ayağımıza peşkir sarılı gezerken onlar niye utanmadılar, niye yüzleri kızarmadı, niye ayıp oluyor demediler! Dünyanın bir ucundan bir ucuna yayan yürürken niye biri durup da almadı bizi! Bize ne onlardan! Kimseden utanacak çekinecek bir durumumuz yok bizim. Kimseye verilecek hesabımız da yok. Haydi uzatma, atla aşağıya. Utanacak varsa biz değiliz, onlar utansın. Yalnız kendi canlarını düşünenler utansın. Haydi, atla aşağıya."

Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 65 - İthaki Yayınları)Salpa, Yılmaz Güney (Sayfa 65 - İthaki Yayınları)

Çünkü,hiç özgür olamadı Salpa;olamadı.Özgürlüğünü tanıyamadı.Hayatının birinci adamı,egemeni,yöneticisi olamadı hiç.Hep komisyoncuydu.Telgraf direkleri arasına gerilmiş yoksul bir teldi.Özgür,bağımsız,yiğit düşüncesi olmadı hiç.Kendi acılarını,kendi sevinçlerini gerçeği gibi yaşayamadı.Çarpıklıktan kurtulamadı Salpa.

Salpa, Yılmaz GüneySalpa, Yılmaz Güney