Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·112 syf.·
2019 70. kitabı
Kapitalist sistemde insanlar, sitemin kendilerinde oluşturduğu kabukta yaşarlar. Bütün öğretiler, eğitimler, duygular, topum yapılanmaları, kişi ve toplum ilişkileri bu kabuğu sağlamlaştırmaktan, insanı sermayenin kölesi olmaktan başka bir amaca hizmet etmez. Sermaye günlük olayların içerisinden kendi işine yarayabilecekleri alır ve kendi yararına onu işler. Yılmaz Güney bu süreci Mehmet Salpa aracılığı ile dile getiriyor. Yenilenmek, hiç durmadan kendini yenilemek yazarın en çok üzerinde durduğu kavram. En başta başlayan sorular kitabın sonunda bir bombardımana dönüşerek sol aydınının suçlanmasına varıyor. Kitabı, derin bir felsefi birikimin, sorunun kaynağını işaret ederek Türk solundan hesap sorması olarak algılayabileceğimizi düşünüyorum. Güçlü bir dil ve sıradışı bir anlatım tarzı, düşüncede keskin ve doğrudan bir iz sürmeyle birleşmiş. İyi okumalar!
Edebiyat
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
Salpa
10/10
·128 syf.··
2024 52. kitabı
Salpa,Yılmaz Güney’in ikinci hapisane dönemin ürünleridir.Yılmaz Güney,bu ürünleriyle,yazın yaşamına yeniden doğarken,bir anlamda,sanatçı konumunun bilincine varışının da hesaplaşmasını yapar,bu akış açısının ilk örneklerini verir.Bir hesaplaşmanın öykü sü olan Salpa’da,geldiği büyük kentte tu tunamayan birinin değişme sancıları ön cesindeki gerçekliği yansıtır.Yaşamı algılayış,kavrayışla birlikte başlayan bilinçlenme sürecinin Selpa’yı ulaştırdığı hesaplaşma ‘an’ı,güvensizlik,korku,tedirginlik ağındaki yaşamında onu sürekli bir sorgulayışa, arayışa iter.Sınıfsal,toplumsal bilincin uyanışıyla,özgür olabilme bilincinin oluşumu da işte bu aşamadan sonra oluşur Salpa’da. Feridun Andaç
1000Kitap
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
Okurken yaşadım be Kral Baştacısın.............................................................................................................. ..
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
Salpa
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2009 5. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2009 01:57
Şimdi sana, korkma, yiğit ol diyemem yeğenim. Kork. Hemi de üzülmeden, sıkılmadan kork. Bir gün, cesaret sana mutlaka gerekse, mutlaka cesur olacaksın. İşte sahici cesaret odur ve bize gerekli olan da budur. Anlıyor musun? Korku birike birike cesaret olur yeğenim. Acılar birikir sevinç olur...
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
Hidrojen atomunda nötron yoktur be Salpa…
Puan vermedi·128 syf.··
2023 56. kitabı
Salpa : Kaçan , korkan , susan, korkan , korkmuş ,korkutulmuş ... Salpa ve Kıvırcık ... Konya'dan İstanbul'a kaçan iki gencin dramıdır "Salpa"... Köyden kente ilerleyen yaşamın zorlukları altında ezilen Mehmet Salpa ve korkuyu bilmeyen Kıvırcık.. Yaşam ; kentle köy , işçi yöneten, zengin fakir , iyi kötü ikilemleri arasında gidip gelirken yaşamı hızla öğrenen ruhumuz , beynimiz de vardır. Çoğu insan yaşamın ağırlığı altında ezilir/ezdirilir. Yasa,kanun, hukuk demeden insan sömürülür. Yılmaz Güney'in kaleme aldığı "Salpa" adlı karakter ; kendini sorgulamayı düşünüp korkan , gerçeklerden kaçan ve kaçmanın korkuyu yok edeceğini zanneden bir kişilik. Ama Salpa korkunun , nereye giderse gitsin kendisiyle geleceğini nerden bilcekti ki ... Yaşam durmadan kaçmayı , susmayı seven bireyleri doğurur. Bu doğurma kölelik / köleleştirme mi ..? Kendi duyguları altında ezilen , eğer bir şeye çözüm getirip başaracaksa da yanındaki insanın yönlendirmesiyle ve varlığıyla başaracağını düşünen Salpa , korktuğu düşüncelerin ağırlığı altında ezildiğini bilecek miydi ya da bilecek mi ? Sistemlerin dayattığı korkular yüzünden insanlardan kaçan , kendinden kaçan tiplemelerin eseridir "Salpa" ... Kaçan hep kaçan ... Kaçanlar bir gün kendilerine doğru koşacaklar mı/mıydı ? ... "Umut, umutsuzluğun çiçeğidir. Hoş kokulu mavi bir çiçektir durmadan açan." İnsan kendini sorgulayarak ve korkuyu yenerek ilerleyebilir. Bütün cümleler sistemleri yıkmak için dile getirilmez çünkü asıl sistemlerin sürekliliğini , canlılığını ilerleten bizlerizdir. Dile getirilen tüm cümleler , tüm uyandırmalar biz köleler içindir. İnsan çoğukez kendisinin kölesidir. Kitapta da dediği gibi "Sağlıklı bir bilince sahip olunmadan, özgür olunabilir mi..?" Özgür düşüncenin var olduğu yarınlara umutla , sevgiyle...
Alıntı
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
Salpa
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
bit.ly/2N1sN9O Yilmaz Guney'in kaleminden cikan mukemmel bir eser. Bir varolus mucadelesi veren Salpa ve karsisinda koca gobekli insani emegi yiye yiye bitiremeyen buyuk sehir. "Herkesin yuregine insanca yasamanin atesi dusecektir bir gun. Iste o zaman yangin buyuyecek, onu alinmaz olacaktir." diyor Yilmaz Abi, ne guzelde soyluyor. Kitaplar can yakmaz.... 1 kitap 1 kahve
Edebiyat
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
9/10
·128 syf.·
2020 144. kitabı
Yiğit adam, çirkin kral, yılmaz güneyin oyunculuğu ve yönetmenliği yanında yazarlığı da muazzam. Bozkırlı Salpa ile Konyalı Kıvırcık'ın orta Anadolu'dan İstanbul'a geliş serüvenini anlatırken ; sosyalizmi , emperyalizmi, hak hukuk meselerini, tarihin tezatlıklarını, sosyal çarpıklıkları ve daha bir sürü konuya değinen güzel bir kitap...
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0698 okunma
Yılmaz Güney – Salpa
Puan vermedi·104 syf.··
2021 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 23:06
Hücrem kitabının sonunda karşımıza çıkan Salpa. Ve Salpa’nın fikrî gelişimi anlatılıyor. Tıpkı birincisi gibi akıcı ve üslubu sarıcı bir kitap. Dayak, hela, balgam, bok, osuruk… gibi kullanılan her hoşa gitmeyen sözcük, olayların içine cuk oturduğu ve tam da o boşluğu doldurduğu için hiç sırıtmıyor. Kulağı tırmalayıcı gelmiyor. Yılmaz Güney’in üslubu, bizim sokakta duyduğumuz/duyacağımız her türden sözcüğün, edebî bir çerçevede kullanılmış hali, şeklinde geldi bana. * Kitabın en etkileyici kısmı, Salpa ve arkadaşı Kıvırcık’ın, Emniyet Müdürlüğü’nde yaşadıklarıdır. O kısmı okuyanlar, o feryatları duyabileceklerdir… * Salpa, Kıvırcık’ın rüzgarıyla bir yola çıkmış ama arkadaşı genelde başka bir ufka özelde de askere giderek yolları ayrılacak. Bu ayrılığın verdiği bocalamadan sonra artık Salda önde giden, Kadir de peşinden gelen olacak. * Beğendiğim Alıntılar “Önyargılar, kalıplaşmış düşünce yapısının, değişimi istemeyen güçlerin kapı köpekleriydi, bekçileriydi.” Sayfa:10 “Savaş başlamıştı… Birinci Salpa Kurtuluş Savaşı…” sayfa:17 “Yürüyorlardı. Kendi ölülerini taşıyan iki yorgun hamaldılar...” Sayfa:32 “Kimseye beğendirememişlerdi bakışlarını… Duruşlarını.” Sayfa:34 “Ayakkabısı, tek başına, az ötesinde duruyordu.” Sayfa:44 “Yürü… Ayağın şişer, kan toplar durursan… Yürü!..” sayfa:44 “İçinde korku yaşatan, onu üreten insan özgür olabilir mi?” sayfa:54 - Burda, önce burda bağır. - Ayıp olur, gelen geçenler ayıp olur. Gidelim, dolaşırken bağırırım. - Geçenlerden bize ne, niye ayıp olsun onlara? Onlar kim? Biz aç sefil gezerken, ayağımıza peşkir sarılı gezerken onlar niye utanmadılar, niye yüzleri kızarmadı, niye ayıp oluyor demediler? Sayfa:65 “Güleçlik, bedenine iyi oturmamış bir gömlek gibiydi yüzünde.” Sayfa:68 “Uykuyla uyanıklık arasının akılsız dağınıklığını mı
SalpaYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017698 okunma
Bilinçlenme
10/10
·104 syf.··
2020 35. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2020 02:26
Selimye üçlemesinin ikinci kitabı olan Salpa Güneyin edebiyat alanındaki gücünü gözler önüne seriyor. Dünyadan haberleri olmayan iki çocuğun Konya'dan kaçıp İstanbul'a sığınışları. Bu koca kentte bocalamalarını, hayatı öğrenmelerini anlatır Salpa. Mehmet Salpa kimdir? Her şeyden habersiz büyüyen bir çocuk. Büyüdükçe de bilinçlenen, bilinçlendikce de olgunlaşan, sorgularından kurtulmayan,(kurtulmak da istemeyen) çelişkilerini büyüten bir kimsedir. Elbette doğru yolu bulmuştur Salpa ama ne yapmalıydı? Nasıl düzeltirdi dünyayı nasırlı elleriyle. Sanırım bu soruların cevabını Selimye üçlemesinin son kitabı Sanık ile bulacağız. Yılmaz Güney Salpa
Edebiyat
SalpaYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017698 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2024 09:34
Selimiye üçlemesinin ikinci kitabı Salpa. Birinci kitap Hücrem’in son bölümünde tanıştığımız Memet Salpa’nın hikayesini okuyoruz. Salpa, Konya’nın bir köyündendir artık oralara sığamayan Salpa bir gün arkadaşıyla İstanbul’a gitmeye karar verirler. Ancak Salpa kendisiyle beraber çelişkilerini, umutlarını, güvensizliğinide götürür. Salpa bu büyük şehirde ayakta kalabilmeyi öğrenirken bir taraftan kendini ve hayatı sorgulamaya başlar. Salpa’nın fikir ve sorgu dünyasında yolculuk etmeye ve bu yolculukta aynı soruları kendinize sormaya hazır mısınız? O halde İyi okumalar, kitapla kalın.
SalpaYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017698 okunma

Yazar Hakkında

Yılmaz GüneyYazar · 30 kitap
Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır. Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur. İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı "Hudutların Kanunu"dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur. Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu "Şeytanın Oğlu" filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde senaryolarını yazdığı ve Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından çekilen "Yol" filmleri büyük ses getirdi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da "Duvar" filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı "Duvar" onun son filmi olmuştur. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi ve Paris'te toprağa verildi.