Niye korkarlardı o kitaplardan, niye?
Kitaptan korkan iktidarların ömrü ne kadar olur?
Gerçekten korkan iktidarlar ne kadar yaşar?
Ve onlar tarihe nasıl geçerler?
Gerçeğin amansız ağırlığı altında eziliyordum. Sıtma nöbetine benzer bir nöbet sarıyordu bedenimi. O anlar, en güçsüz, en dayanıksız anlarımdı. Kabuk değiştiren bir «böcük» gibiydim. Düşündükçe, günler günleri doğurdukça, eski bilincimin çözüldüğünü, putların tek tek sarsıldığını, büyük gürültülerle yıkıldığını görüyordum. Yeni bir insanın, yeni bir bilincin doğuşunu müjdeleyen sancılardı bunlar.
Onların görevlerinden biri de, hata yapma ihtimali olan unsurları, kendi deneylerinden kaynaklanarak uyarmaktır. Bu yüzden, geriye bakarken, bütün gerçekliğimle, hatalarımla, sevaplarımla kendimi değerlendirmem, acımasız davranmam gerekiyordu. Gözümü kırpmadan kendime neşter vurmalıydım. İrinim, pisliğim akmalıydı. Sisteme can katan yanlarım açığa çıkmalıydı. İçimde yaşattığım burjuvazinin tahta atı ölmeliydi.