Ve zaman yolculuğu imkansız olsa bile çocukça şeyler yapmanın zamanı biraz olsan yavaşlatabildiğini, akış giden zamanı her şeyi yoluna koymaya yetecek kadar durabildiğini düşündüm.
Ama ya yanlış türde bir sevgiye düşerseniz? Ya kazara o kişiye aşık olmak dünyanın en iğrenç şeyi olduğu için hayatta kimselere bahsedemeyeceğiniz türde bir sevgiye düşerseniz? Ölesiye derine gömmek zorunda olduğunuz için nerdeyse kalbinizi bir kara deliğe dönüştüren bir sevgiye? Daha derine ittiğiniz ama ne kadar çabalasanız da, boğulup gitmesi için umut etseniz de bir türlü başınızdan gitmeyen sevdaya? Yok olup gideceğine, daha da büyüyen, zamanla kocaman olup bütün varlığınızı kaplayan ve sonunda sizin ta kendiniz olan, size dönüşen. Gördüğünüz ya da düşündüğünüz her şey sizi o sevmemeniz gereken insana geri götürüyorsa? Ya o insan dayınızsa ve her gün en azından kimse bilmiyor diye avunarak her şeyi içinizde taşıyorsanız? Kimse bilmediği müddetçe her şeyin yoluna gireceğini düşünerek kendiniz avutuyorsanız?