Yaşadım diyebiliyor muyum, diye düşünüyordu bir yandan. 83 yaşında, bir yanım ölümün soğuk pençesindeyken dönüp ardıma baktığımda yaşadım diyebilir miyim? Bütün yaşadıklarım acınası bir çırpınma değil mi yoksa? Koca bir serüven bitiyor, 83 yıllık hayatımın son nefesleri… Ve geriye kalan koca bir pişmanlıklar yığını. Yaşayamadıklarımın pişmanlığı...
Suratını ekşitti. Sahiden, çağın bir yankısından ibaretti o. Tek bir ayırıcı özelliği olmayan, neslin birbirini takip eden adımlarından bir tanesi. Ve ben gidip onun saçlarına Tanrının ışığından bir taç yerleştirmiştim… Kendinden tiksindi. Bütün bir çağdan tiksinircesine tiksindi kendisinden.
Tekrardan kozmik perspektifin gözleriyle gördü, yaşamın karanlığa batacak olan gerçekliğini duyumsadı. Bu canlılıktan bir toz kalacaktı geriye, bütün kahkahaların ve ihtirasların bir solukta eridiği kocaman bir toz…
Ölüme yaklaşan, cesetleşmeye yüz tutmuş vücudu izlediler bir süre. Dehşet duydular kendi sonlarını görürcesine. Ölümün bulaşıcı korkusu zihinlerini karartırken bir iç sıkıntısı büyüdü yaşamlarını gölgeleyen. İkisi de sessizdi şimdi, ikisi de suskun...