"Günler geçerdi; aynı yatağın ayrı köşelerinde, ayrı şeyler düşünürdük. Sonra, birden yorganı çekerek arkasını dönerdi: Ben senin gibi düşünmüyorum; belki de meselelere, senin kadar yüksekten bakmasını bilmiyorum. Bana bunu çok söylediler albayım: Kendini beğenmiş sen de, neyinle öğünüyorsun?"
"Dinle Bilge: Sana biz, Hüsamettin Beyle birlikte albayımın şiirini okuyoruz. Yoksa emekli albay Hüsamettin Tambay'ın şiiri, bensiz çekilir mi?
İçinde bana öğüt olmasın da albayım. Ben zaten yeter derecede belamı buldum."
"Fırsatlardan yararlanmak istemeyen insan, fırsatın dağıtıldığı sırada orada bulunmaz. Kendisini yaralı bir kalbin emrine sunamaz. Bu da bir düşüncedir. Hayır, düşünce yalnız budur. Gerisi sahtekarlıktır."
"Dikkat etmişimdir: Hayatın tadını koku, renk, çiçek gibi hislere hitap eden eşyada bulanlar, esas itibariyle felsefelerini, son derece muğlak fikirlere istinad ettirirler."